Dünya Kapitalizmi Yeni Bir Alçalma Döneminde; Sosyalizm İse Yeni Bir Yükseliş Döneminde

Kapitalizm ve Sosyalizm Arasındaki Mücadele ve Rekabet Keskinleşiyor
Çağımızın Ruhu Değişmedi, fakat Çağımız Bugün Daha Önce Hiç Görmediğimiz Yeni Nitelikler Kazandı
Aralık 2024
Çeviren: Eylül Deniz
Jiang Hui ile yapılan uzun röportajın kısa versiyonudur. Tamamı için tıklayınız
Jiang Hui, Çin Sosyal Bilimler Akademisi’ne bağlı Çin’e Özgü Sosyalizm Teorisi Araştırma Merkezi Direktörü ve Yeni Çağda Çin’e Özgü Sosyalizm Üzerine Xi Jinping Düşüncesi Araştırma Merkezi Direktörü olarak görev yapmaktadır.
Çağımızın özü veya ruhu değişmedi, ancak daha önce asla görmediğimiz yeni özellikler sunuyor. Yeni bir gerileme döneminde olan dünya kapitalizmi ile yeni bir yükseliş döneminde olan dünya sosyalizmi arasında yoğunlaşmış Keskin bir rekabet ve çekişme dönemi içindeyiz.
Örneğin, 21. yüzyılın başındaki dünya kapitalizmi ve dünya sosyalizmi arasındaki yeni güç dengesi şu şekilde özetlenebilir: Dünya kapitalizmi, uzun gelişim döngüsünde önemli bir gerileme dönemine girerken, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Avrupa’daki dramatik değişikliklerin ardından genel olarak düşük bir seviyede olmasına karşın, dünya sosyalizmi, uzun gelişim döngüsünde, esas olarak Çin’e özgü sosyalizmin gelişimi temelinde ve onun muazzam başarılarına dayalı olarak bir yükseliş dönemine girmeye başladı.
Ayrıca, uzun süredir devam eden kapitalist yönlendirmeli ekonomik küreselleşmeden sosyalist yönlendirmeli bir küreselleşmeye geçiş olduğunu da söyleyebiliriz. Bu da dünya sosyalizminin gelişimi için önemli bir dönüştürücü öneme sahiptir. Bir diğer örnek olarak, küresel finans krizi Avrupa ve Amerika’da grevler ve direnişler dalgasına ve çeşitli işgal hareketlerine yol açarak toplumsal çelişkileri eşi görülmemiş bir derecede şiddetlendirdi.
2000-2050: Dünya Sosyalizminin Yeniden Canlanması ve Gelişmesi Dönemi
Sosyalist Akımın ve Sosyalizmin Gelişiminde Dört Örtüşen Trend
Genel duruma bakacak olursak, 21. yüzyılın başından ortasına kadar olan dönem (2000-2050), dünya sosyalizminin yeniden canlanması ve gelişmesi için bir arayış dönemidir ve bu dönem dört örtüşen aşamayla karakterize edilir: Birincisi, dünya çapında kapitalizme karşı hareketlerin ve kapitalizmi reforme tabi tutma hareketlerinin yoğunlaştığı bir dönem; ikincisi, kendine özgü özelliklere sahip sosyalizmin ulusallaşma/yerelleşme (çeşitli Latin Amerika sosyalizmleri; çeşitli Afrika sosyalizmleri, Avrıpa’da çeşitli özgün sosyalist akımlar– trendi ile aralarında koordinasyon ve işbirliğini güçlendiren uluslararasılaşma trendinin—her ikisinin– bir arada var olduğu ve geliştiği bir dönem; üçüncüsü, Çin’e özgü sosyalizmin dünya sosyalizminin sancağı haline geldiği ve öncü ve örnek bir rol oynadığı bir yükseliş dönemi; ve dördüncüsü, yeni bir düşüş döneminde olan dünya kapitalizmi ile yeni bir yükseliş döneminde olan dünya sosyalizmi arasında yoğunlaşan rekabet ve çekişme dönemi. Böylece “Yeni Dönemde Xi Jinping’in Çiee Özgü sosyalizm Düşüncesi” kavramındaki yeni dönem sözcüğü yeni gelişmelerle birlikte artık dünya kapitalizminin savunmaya ve inişe geçtiğini ve dünya sosyalizminin atağa ve yeni bir yükseliş dönemine girdiğini ifade ediyor….
29 Eylül 2017’de, 18. Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Bürosu’nun 43. Kolektif eğitim çalışmasına başkanlık eden Genel Sekreter Xi Jinping şunları belirtmişti: “İçinde bulunduğumuz zaman, Marx’ın yaşadığı zamana kıyasla muazzam ve kapsamlı değişikliklere uğramış olsa da, 500 yıllık dünya sosyalizmi tarhinin perspektifinden bakıldığında, hâlâ Marksizmin işaret ettiği tarihsel dönemdeyiz. Bu, Marksizme olan sarsılmaz güvenimizin ve sosyalizmin kaçınılmaz zaferine olan sarsılmaz inancımızın bilimsel temelidir.”
Derin tarihsel vizyonu, tarihsel gelişmenin yasalarına dair keskin anlayışı ve çağımızın özelliklerini doğru bir şekilde kavramasıyla bu parlak açıklama, bugün yaşadığımız tarihsel dönemin temel doğasını ve ana özelliklerini bilimsel olarak anlamamız, insanlığın sosyal gelişiminin yasalarını ve trendlerini doğru bir şekilde kavramamız, “Çin’e özgü sosyalizmin nereden geldiğini ve nereye gittiğini” derinlemesine anlamamız ve böylece yeni çağda Çin’e özgü sosyalizmi daha iyi savunmamız ve geliştirmemiz, çağa ayak uyduran Marksizmin teorik karakterini ileriye taşımamız ve Marksizmin Çinleştirilmesini ve modernleştirilmesini sürdürmemiz açısından önemli ve geniş kapsamlı bir yol gösterici öneme sahiptir.
Soru: Görüldüğü üzere, güncel konuları tartışırken hem geniş bir vizyona hem de mikro bir bakış açısına sahip olmak gerekiyor. Ancak bu şekilde derinlemesine bir anlayışa ulaşılabilir. Bu doğru mu? “Büyük çağ” ve “küçük çağ” kavramlarını nasıl anlamalıyız?
Marksizm, böyle bir dönemi “büyük çağ” olarak adlandırır. Tarihsel bir dönem içinde, farklı gelişim aşamalarının özelliklerine ve temel sorunlarına bağlı olarak, büyük çağ çeşitli “küçük çağlara veya dönemlere” ayrılabilir. Şu anda kapitalizmden sosyalizme geçişin “büyük çağı” içindeyiz, ancak bu büyük çağ içindeki farklı gelişim aşamalarının farklı temaları ve farklı temel çelişkileri vardır. Bu nedenle, mevcut dönemi, çağın özünün ve çağın özelliklerinin diyalektik birliğinden yola çıkarak kapsamlı ve doğru bir şekilde kavramak gereklidir.
Soru: günümüzde çağın özellikleri nedir?
Hala Barış ve Kalkınma çağı içindeyiz
Bir dönemin özellikleri, büyük bir tarihi dönemin farklı (küçük) gelişim aşamalarındaki belirleyici özelliklerini ve temel niteliiklerini ifade eder ve bir dönemin (büyük çağın) özünü yansıtır ve somutlaştırır. Bu temel niteliikler, siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal boyutlarıyla belirgin bir şekilde sergileniyor ve dönemin teması, dönemin temel çelişkileri, dönemin büyük sorunları, sınıf ilişkileri, uluslararası ilişkiler, dünya düzeni ve farklı sosyal sistemlerin gelişim düzeyleri ve aralarındaki ilişkilerde kendini gösterir.
Soru: Partimiz, özellikle reform ve dışa açılmadan bu yana, çağın sorunlarını derinlemesine kavramış olup, ÇKP bu konulara büyük önem vermiştir. Bu konuda görüşünüz nedir?
Partimizin günümüzün çağını anlama biçimi, birçok doğru ve başarılı değerli deneyimin yanı sıra, hatalı anlayışları ve dersleri de içermektedir. Reform ve dışa açılma sürecinden bu yana, partimizin zamanın özünü doğru bir şekilde değerlendirmesi, zamanın temasının dönüşümünü zamanında fark edip ona göre mevzilenmesi sayesinde ÇKP, reform ve dışa açılma çizgisinin, ilkelerinin ve politikalarının doğru bir şekilde formüle edilmesi için doğru bir ideolojik ve teorik temel sağlamıştır.
1980’lerde, uluslararası durumun ve dünya modelindeki yeni değişim ve yeni özelliklerin analizine dayanarak, Deng Xiaoping açıkça “barış ve kalkınma, günümüz dünyasının iki büyük meselesidir” diye ortaya koydu. Böylece Parti içinde “çağın teması” ideolojik kategorisini ve temel mutabakatını oluşturduk ve çağın sorunlarını gözlemleyip inceleyerek, çağın özü ile çağın teması (nitelikleri) arasında doğru bir ayrım yapmayı mümkün kıldık. Tam da bu ikisinin organik birleşimine bağlı kalarak, Çin, reform ve dışa açılma yolunda ve sosyalist modernleşme yolunda hem sosyalist yöne bağlı kaldı hem de çağın trendlerine uygun bir yol izledi.
Dünyada büyük gelişmelerin, büyük değişimlerin ve büyük düzenlemelerin yaşandığı 21. yüzyılda, Xi Jinping önderliğindeki Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi, çağın trendini kavramış, çağın gelişim trendine uygun bir yol izlemiş, çağın gelişme yasalarını ve çağın trendlerini doğru anlamış ve çağın özünün ve çağın niteliklerinin organik birliğini yaratıcı bir şekilde birleştirmiştir. Dünyada benzeri hiç görülmemiş değişimlerin yaşandığı ve sosyalizm ile kapitalizm sistemleri arasında yeni ve şiddetli bir rekabetin yaşandığı bu tarihi dönemde, Çin halkını Çin’e özgü sosyalizmin yeni bir çağına taşımış, bilimsel sosyalizmin gelişimi için yeni bir durum yaratmış ve Çin’e özgü sosyalizmin büyük bayrağını yükseklerde dalgalandırmıştır.
Yeni Çağ Kavramı
Bu adımlarla, Partimiz “Yeni Dönemde/Çağda Çin’e Özgü Sosyalizm Düşüncesini” 21. yüzyılda sosyalist gelişmenin temel taşı haline getirmiş, Çin’e özgü sosyalizmin yolunu, teorisini, sistemini ve kültürünü sürekli olarak geliştirmiş, gelişmekte olan ülkelerin modernleşmeye ulaşmaları için yolu genişletmiş, hem gelişmelerini hızlandırmayı hem de bağımsızlıklarını korumayı talep eden dünya ülkeleri ve ulusları için yepyeni bir seçenek sunmuş ve insanlığın karşı karşıya kaldığı sorunların çözümüne Çin bilgeliği ve Çin çözümleri getirmiştir.
Çağın gelişimi bağlamında sosyalizm ve kapitalizm arasındaki güç dengesi
Soru: Çağın özünü ve niteliklerini birleştirme perspektifini uygulayarak mevcut çağı nasıl analiz etmeliyiz?
Marksizmin ortaya koyduğu gibi, “kapitalizmden sosyalizme geçiş” büyük tarihsel çağında yaşıyoruz ve çağımızın bugünkü temaları barış ve kalkınma olmaya devam ediyor. Ancak bu iki sorunun hiçbiri temelden çözülmedi ve her ikisi de birçok yeni tezahür ve özellik sergiledi. Örneğin, dünya belirgin bir istikrarsızlık ve belirsizlikle, küresel ekonomik büyüme yetersiz bir ivme durumuyla, giderek şiddetlenen servet eşitsizliğiyle ve tekrarlanan bölgesel gerilim noktalarıyla karşı karşıyadır.
Çağdaş kapitalizm, uluslararası finansal tekel aşamasındaki emperyalizmdir.
Çağdaş kapitalizm, uluslararası finansal tekel aşamasındaki emperyalizmdir ve kapitalizmin doğasında var olan çelişkiler küresel olarak birikmektedir. Günümüz dünyasında barış, kalkınma, iş birliği ve kazan-kazan sonuçları çağın trendi olmaya devam etmekte ve uluslararası güç dengesi, dünya barışı ve kalkınmasına elverişli bir yönde ilerlemeye devam etmektedir.
Ancak insanlık hala birçok sorun ve meydan okuma ile karşı karşıya. Dünya barışını korumak ve ortaklaşa kalkınmayı teşvik etmek uzun ve zorlu bir görev olmaya devam etmektedir. Çağdaş kapitalizmin yeni değişimlerini ve trendlerini küresel bir bakış açısıyla ve tarihsel bir vizyonla gözlemlemeli ve incelemeli, 21. yüzyılda dünya sosyalizminin gelişimindeki yeni durumu, yeni sorunları ve yeni eğilimleri incelemeli ve dünya kapitalizmi ile dünya sosyalizmi arasındaki mevcut rekabet ve güç dengesinin yeni durumunu incelemeliyiz. Çağın yeni özelliklerini ve yeni eğilimlerini kapsamlı ve tarihsel olarak gözlemlemeli ve analiz etmeliyiz.
2008 kapitalist krizi sonrasında, Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmiş kapitalist ülkelerin siyasi ve ekonomik gücü göreceli olarak azaldı ve dünyaya hakim olma yetenekleri giderek daha fazla zorlandı. Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Avrupa’daki dramatik değişimlerden sonra ortaya çıkan kapitalizmin “tarihin sonu” efsanesi paramparça oldu.
Kapitalizmin küresel gelişiminin ateşli ivmesi tersine döndü ve Çin tarafından temsil edilen dünya sosyalizmi ile Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa ülkeleri tarafından temsil edilen dünya kapitalizmi arasındaki güç dengesi ve ilişki önemli ölçüde değişti. Bu mücadelede, “kapitalizmin güçlü, sosyalizmin zayıf olduğu” genel yapı temelde değişmeden kalmasına karşın, kapitalizm açıkça savunmada, Çin tarafından temsil edilen dünya sosyalizminin gücü ise açıkça yükselişte. Bu kriz, iki büyük sosyal sistem arasındaki rekabet ve dünya tarihinin gelişimi için yeni bir tarihsel döneme işaret ediyor ve ortaya yeni trendler ve yeni bir yapı ortaya çıkıyor.
21. yüzyılın başlarında dünya kapitalizmi ve dünya sosyalizmi arasındaki yeni güç dengesi şu şekilde özetlenebilir: Dünya kapitalizmi, uzun gelişim döngüsünde önemli bir düşüş dönemine girerken, dünya sosyalizmi, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Avrupa’daki dramatik değişimlerden sonra genel olarak düşük bir seviyede olmasına karşın, dünya sosyalizmi esas olarak Çin’e özgü sosyalizmin gelişimi temelinde ve onun muazzam başarılarına dayalı olarak bir yükseliş dönemine girmeye başladı.
Yaklaşık 100 yıllık birlikte varoluş, mücadele ve tekrarlanan çatışmalardan sonra, 21. yüzyılın başlarında dünya kapitalizmi önce bir düşüş, sonra yükseliş ve ardından tekrar düşüş süreci yaşarken, dünya sosyalizmi de önce bir yükseliş, sonra düşüş ve ardından tekrar yükseliş süreci yaşıyor.
Son 30 yılda, dünya sosyalist hareketi, Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Avrupa’daki dramatik değişimlerden sonraki düşüşünden 21. yüzyılın başlarındaki yeniden canlanmasına kadar bir süreç yaşadı. Her önemli tarihsel dönüm noktasında, Çin’e özgü sosyalizm, dünya sosyalizminin gelişiminde hayati ve dönüştürücü bir rol oynamış, dünya sosyalist hareketinin omurgası, yol gösterici ışığı ve temeli haline gelmiştir.
Üç önemli dönüm noktası
Süreçte genel olarak, üç önemli tarihsel dönüm noktası öne çıkmaktadır: Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Doğu Avrupa’daki dramatik değişiklikler, kapitalizmin krizi ve üçüncüsü ekonomik küreselleşmedeki gerileme dalgası.
Üçüncü tarihsel dönüm noktası:
2015 yılında, İngiltere ve ABD gibi büyük Batı ülkelerindeki küreselleşme karşıtı eğilim, kapitalizmin dünyayı kontrol etme yeteneğinde önemli bir düşüşe işaret ederek, artan ölçüde zayıflığını ortaya koymuştur. Öte yandan Çin, ekonomik küreselleşmeyi teşvik etmeye ve daha adil ve eşitlikçi bir yöne doğru itmeye devam etme bayrağını yükseltmiştir. Genel Sekreter Xi Jinping’in de belirttiği gibi, “20 hatta 15 yıl önce ekonomik küreselleşmenin ana itici güçleri ABD ve diğer Batı ülkeleriydi. Bugün Çin, ticaret ve yatırım serbestleşmesi ve kolaylaştırılmasını teşvik etmede dünyanın önde gelen gücü olarak kabul ediliyor ve Batı ülkelerinden gelen çeşitli ticari korumacılık biçimlerine karşı aktif ve proaktif bir şekilde mücadele ediyor.”
Bu, uzun süredir devam eden kapitalist yönlendirmeli ekonomik küreselleşmeden sosyalist yönlendirmeli bir küreselleşmeye geçiş olarak görülebilir. Bu değişim aynı zamanda dünya sosyalizminin gelişimi için de önemli bir dönüştürücü öneme sahiptir. Çin’e özgü sosyalizmin yeni bir çağa girdiği bu kritik tarihsel dönemde, bilimsel sosyalizm 21. yüzyıl Çin’inde güçlü bir canlılık gösteriyor. Çin’e özgü sosyalizm, 21. yüzyılda dünya sosyalizminin gelişimi için yol gösterici bir sancak, dünya sosyalizminin yeniden canlanması için bir dayanak noktası haline gelmiş ve şüphesiz dünya sosyalizminin ve bilimsel sosyalizmin yeni gelişimine daha büyük katkılar sağlayacaktır. Çin, 21. yüzyıl sosyalizmine öncülük ediyor ve onu şekillendiriyor.
Büyük bir gelişme, dönüşüm ve ayarlama dönemi içindeyiz
Şu anda dünya, barış ve kalkınmanın çağımızın temaları olmaya devam ettiği büyük bir gelişme, dönüşüm ve ayarlama döneminden geçmektedir. Siyasi çok kutupluluk, ekonomik küreselleşme, bilgi teknolojilerinin yaygınlaşması ve kültürel çeşitlilik derinlemesine gelişirken, küresel yönetişim sistemi ve uluslararası düzen hızla dönüşüme uğruyor ve ülkeler giderek daha fazla birbirine bağlı ve karşılıklı bağımlı hale geliyor. Barış ve kalkınma trendi geri döndürülemez. Aynı zamanda, dünya belirgin bir istikrarsızlık ve belirsizliklerle karşı karşıya ve küresel ekonomik büyümede yetersiz bir ivme durumu, tekrarlayan bölgesel gerilim noktaları ve iç içe geçmiş geleneksel ve geleneksel olmayan güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya. İnsanlık birçok ortak sorun ve Meydan okuma ile karşı karşıya.
Ekonomik küreselleşme, olumsuz koşullar altında kapsamlı ayarlamalar geçiriyor
Ekonomik küreselleşme, tarihsel gelişmede kaçınılmaz bir trend olmasına karşın, şimdiye kadar esas olarak uluslararası finansal sermaye tarafından yönlendirildi ve uluslararası ekonomik düzende çok sayıda eşitsizlik, adaletsizlik ve mantıksız, irrasyonel olguya yol açtı.
2008 uluslararası finans krizinin patlak vermesi, gelişmiş ülkelerin ve küresel ekonomik ve finansal yönetim sisteminin hakim olduğu ekonomik küreselleşme modelinde yapısal ayarlamaların habercisi olmuştur. Küresel ekonominin yavaş toparlanmasının arka planı koşullarına, ABD öncülüğünde Batı ülkelerinde “küreselleşme karşıtı” dalga ortaya çıkmış, ticaret korumacılığı, izolasyonculuk ve siyasi popülizm yayılmış ve dünya barışı ve kalkınması için daha da ciddi zorluklar yaratmıştır. Özellikle ABD Başkanı Trump’ın “Önce Amerika” bayrağı altında yürüttüğü tek taraflı ticaret savaşı, küreselleşme karşıtı eğilimi daha da körüklemiştir ve bu koşullarda ekonomik küreselleşme için kapsamlı bir ayarlama ve yeniden dengeleme dönemine giriyoruz. Dünyanın en büyük gelişmekte olan ülkesi ve modern, güçlü bir ulus olma yolunda ilerleyen büyük bir sosyalist güç olarak Çin, ekonomik küreselleşmenin gelişimine öncülük etme sorumluluğunu üstlenmektedir.
Siyasi çok kutupluluk gelişiyor
Siyasi çok kutupluluğun anlamı ve kapsamı önemli değişikliklere uğramıştır. 21. yüzyılın başlarında, çok kutuplu uluslararası siyasi manzara hızla şekillenmektedir. ABD ve Avrupa gibi Batı ülkelerinin göreceli gücü azalırken, BRICS+ ülkeleri tarafından temsil edilen çok sayıda gelişmekte olan pazar ülkesi ve gelişmekte olan ülke kolektif olarak yükseliş içindedir.
Çin’in reform ve dışa açılma politikası muazzam bir başarı elde ederek uluslararası arenada önemli bir güç haline gelmiştir. Dünya düzenindeki bu derin değişiklikler, büyük güçleri, özellikle de küresel hakimiyetlerini korumak için stratejik ayarlamalarını yoğunlaştıran ABD ve diğer Batı ülkelerini, stratejilerini ve ilişkilerini hızlandırmaya yöneltmiş ve uluslararası durumu daha karmaşık ve istikrarsız hale getirmiştir. Ülkeler birçok alanda şiddetli bir rekabet içindedir, ancak hepsi uluslararası mekanizmaları ve kuralları kullanmaya odaklanmış, uluslararası kurallar ve uluslararası söylemde hakimiyet için yarışmaktadırlar. Şu anda, sıcak noktalardaki çatışmalar ve anlaşmazlıklar, terörizm, nükleer silahların yayılması ve nükleer güvenlik, siber güvenlik ve diğer geleneksel ve geleneksel olmayan güvenlik tehditleri iç içe geçmiş olup, dünya barışını, dünya kalkınmasını ve dünyanın ortak güvenliğini korumak için güçlendirilmiş bir küresel yönetişimi gerektirmektedir. Aynı zamanda, uluslararası güç dengelerindeki değişimler derinleşmekte ve uluslararası ortamda ve uluslararası ilişkilerde köklü değişiklikler yaşanmaktadır.
Yeni bilimsel ve teknolojik devrim ve sanayi devrimi döneminde ülkeler arası rekabet giderek daha da kızışıyor. 21. yüzyılın başından beri, küresel teknolojik yeniliklerin birçok yeni gelişim trendi ve yeni özellikler sergilediği ve büyük teknolojik yeniliklerin küresel ekonomik yapıyı yeniden şekillendirdiği yeni bir teknolojik devrim ve sanayi dönüşümü dönemi başlamış ve ortaya çıkmıştır.
Şu anda, dünyadaki tüm büyük gelişmiş ülkeler, teknolojik yenilikler yoluyla yeni ekonomik büyüme noktaları bulmak için çabalarını hızlandırıyor. Yeni teknolojik devrim, gelişmekte olan ülkeler için de muazzam kalkınma fırsatları sunmaktadır. Çin’in bu Meydan okumalarla başa çıkıp çıkamayacağı ve ileriye dönük plan yapıp yapamayacağı büyük ölçüde, yenilik odaklı kalkınmada somut ilerleme kaydedip kaydedemeyeceğine bağlıdır.
Soru: Ekonomik küreselleşme ve ekonomik küreselleşme karşıtlığı arasındaki mücadelenin yanı sıra, günümüzde yeni çağda ideolojik ve kültürel alanda yeni tarihsel özellikler gösteren mücadelelerin tezahürleri nelerdir?
İdeolojik ve kültürel alandaki mücadele yoğunlaşmış olup, farklı kurumsal modeller, farklı gelişim yolları ve farklı değerler arasındaki rekabet önemli bir bileşen haline gelmiştir. Çeşitli ideolojiler ve kültürler arasındaki etkileşimler ve çatışmalar giderek daha sık hale geliyor ve ideolojik alandaki uluslararası rekabet ve mücadele daha da keskinleşiyor ve karmaşıklaşıyor.
Farklı kurumsal modeller, farklı kalkınma yolları ve farklı değerler arasındaki rekabet de giderek daha belirgin hale geliyor; Batı ülkeleri Çin’in kalkınma modeline daha güçlü bir kurumsal ve ideolojik rekabet duygusu ile yaklaşıyor. Bazı Batı ülkeleri, uluslararası kültürel alışverişlerde kültürel hegemonya stratejisi benimseyerek, kendi kültürel değerlerini, ideolojilerini, kurumsal modellerini ve kalkınma yollarını “evrensel normlar” olarak pazarlıyor, özellikle sosyalist ülkelere ideolojik sızmaları yoğunlaştırıyor ve “renkli devrimler” düzenliyor.
Bir ülke ancak kendi ideolojik ve kültürel güvenliğini etkin bir şekilde koruyarak, kendi temel değerlerini destekleyerek ve ulusal koşullarına uygun kurumsal modelleri ve kalkınma yollarını araştırarak ülkeler arası rekabette önemli bir gelişme kaydedebilir. Çin’e özgü sosyalizmin yoluna, teorisine, sistemine ve kültürüne olan güvenimizi her zaman korumalı, belirgin kurumsal avantajlara ve güçlü özgelişim yeteneklerine sahip olan ve insanlığın daha iyi sosyal sistemler arayışına Çin çözümü sunan, Çin’e özgü gelişmiş bir sistem oluşturmalıyız.
Dünya Sosyalizmi ve Dünya Kapitalizmi Arasındaki Mücadele
İki büyük sosyal sistem arasındaki rekabetçi ve düşmanca dinamikler, dünya sosyalizminin canlanmasına ve Çin’e özgü sosyalizmin gelişmesine elverişli bir yola doğru kapsamlı bir biçimde kayarak muazzam değişikliklere uğramıştır. Küresel kapitalist krizin patlak vermesinin ardından, Marksist düşünceler, sol görüşlü fikirler ve sol hareketler dünya çapında bir canlanma ve gelişme yaşamıştır. Küresel finansal kriz, Avrupa ve Amerika’da grev. direniş dalgaları ve çeşitli işgal hareketlerini tetikleyerek, toplumsal çelişkileri eşi görülmemiş bir derecede şiddetlendirmiştir.
Sosyalist ideolojiler ve sosyalist örgütler yeniden aktif hale gelmiştir
Bazı sosyalist ideolojiler de yeniden aktif hale gelmiştir. Dünya genelindeki sol örgütler ve komünist partiler, sol güçleri sergilemek ve birleştirmek için çeşitli uluslararası konferanslar ve forumlar düzenleyerek bunları platform olarak kullandılar. 21. yüzyılın başlarındaki (2008) kapitalist krizden sonra, dünya sosyalizmi kesinlikle yeni bir gelişme dönemine girmiş, yeni özellikler ve yeni trendler sergilemiştir. Genel olarak, 21. yüzyılın başından ortasına kadar olan dönem (2000-2050), dünya sosyalizminin yeniden canlanma ve gelişme arayışı dönemidir ve bu dönem dört örtüşen aşamayla karakterize edilir: Birincisi, dünya çapında kapitalizme karşı hareketlerin ve kapitalizmi reforme tabi tutma hareketlerinin yoğunlaştığı bir dönem; ikincisi, kendine özgü özelliklere sahip sosyalizmin ulusallaşma/yerelleşme (çeşitli Latin Amerika sosyalizmleri ve çeşitli Afrika sosyalizmleri– trendi ile aralarında koordinasyon ve işbirliğini güçlendiren uluslararasılaşma trendinin—her ikisinin– bir arada var olduğu ve geliştiği bir dönem; üçüncüsü, Çin’e özgü sosyalizmin dünya sosyalizminin sancağı haline geldiği ve öncü ve örnek bir rol oynadığı bir yükseliş dönemi; ve dördüncüsü, yeni bir düşüş döneminde olan dünya kapitalizmi ile yeni bir yükseliş döneminde olan dünya sosyalizmi arasında yoğunlaşan rekabet ve çekişme dönemi.
Soru: Bu koşullar altında ÇKP hangi tutumu savunuyor ve hangi kavram ve önlemleri ortaya koyuyor?
21. yüzyılın başlarında dünya ekonomisi, siyaseti, kültürü ve diğer tüm alanlarda meydana gelen muazzam ve kapsamlı değişimlerle ve “Dünyaya ne oluyor ve insanlık nereye gidiyor?” sorularıyla karşı karşıya kalan Çin Komünist Partisi, günümüzün yeni durumu ve günümüzün yeni sorunları, Çin ile dünya arasındaki ilişkilerdeki kapsamlı değişimler ve Çin’in kapsamlı ulusal gücünün ve uluslararası statüsünün yükselişi temelinde, “insanlık için ortak bir geleceğe sahip bir topluluk” inşa etmeyi teşvik eden Çin çözümünü önermiştir.
İnsanlığın ortak gelecek topluluğunu inşa etmek
Çağımızın sorunlarına ve meydan okumalarına yönelik bu çözüm, yalnızca çağdaş insan toplumunun uzun vadeli gelişimine ve geleceğine odaklanmakla kalmayıp, aynı zamanda insan toplumunun karşı karşıya olduğu birçok ortak sorunu da ele almaya çalışmaktadır. “İnsanlığın ortak gelecek topluluğu”, kavramı Marksizmin “bireylerin özgür birlikteliğine” dayalı bir toplum kurma görüşünü miras alıp geliştirmiş, aynı zamanda geleneksel Çin kültüründeki “gökyüzünün altındaki herkes bir aile, dünya bir topluluktur” ideal toplum arayışıyla da derinden bütünleşmiştir.
Bkz. free association of individuals who take into their hands the production of their common life. Under the “real community” of communism, “individuals obtain their freedom in and through their association.” Instead of opportunities for individual development being obtained mainly at the expense of others, as in class societies, the future “community” will provide “each individual [with] the means of cultivating his gifts in all directions; hence personal freedom becomes possible only within the community.” ( Marx and Engels, Alman İdeolojisi, 86–9, 309 )
İnsanlığın ortak gelecek topluluğunu inşa etme sloganı aynı zamanda, dünya çapındaki dengesiz ve yetersiz kalkınma sorunlarının çözümünü teşvik etmek ve dünyanın “kalkınma açığı”, “barış açığı” ve “yönetişim açığı” sorunlarını gidermek için pratik bir çözümdür.
Günümüzün kaotik, düzensiz ve çalkantılı dünyasında, yükselen Çin, kalıcı barış, evrensel güvenlik, ortak refah, açıklık ve kapsayıcılık ile temiz ve ekoojik bir çevreye sahip bir dünya inşa etmeye kararlıdır. Ortaklaşa bir zemin ararken farklılıkları koruyarak, Çin dünya barışını güvence altına almak için mücadele ederken ve karşılıklı saygı, adalet ve kazan-kazan işbirliğine dayalı bir dünya kurulmasını teşvik ediyor. Bu, yeni çağda Çin’e özgü sosyalizmin insanlığa yeni ve daha büyük bir katkısıdır. Çin Komünist Partisi 19. Parti Kongresi raporunda (2017) açıkça şöyle belirtilmiştir: “Çin Komünist Partisi, Çin halkı için mutluluk arayan ve aynı zamanda insanlığın ilerlemesi için çabalayan bir partidir. Çin Komünist Partisi, insanlığa yeni ve daha büyük katkılar sağlamayı her zaman misyonu olarak görmüştür.” Böylece “insanlığın ortak gelecek topluluğunu inşa etme çizgisine bağlı kalmak ve bunu teşvik etmek”, yeni çağda Çin’e özgü sosyalizmi koruma ve geliştirmenin temel stratejilerinden biri olarak belirlenmiştir. Bu ifade, Parti Programı ve ülke Anayasa’sına ve birçok BM belgelerine yazılmış olup, dünyadaki ülkelerin ve halkların çoğunluğu arasında geniş bir fikir birliği haline gelmiştir. Bu koşullarda Genel Sekreter Xi Jinping’in belirttiği gibi: “Marksizmin yenilenmesini teşvik etmeli, Marksizmi çağımızı gözlemlemek, yorumlamak ve yönlendirmek için daha iyi kullanmalı, çağımızın meydan okumalarını gerçekten anlamalı ve dünya tarihinin gidişatını ve gelişme yönünü derinden kavramalıyız.”
