Büyük Marksizm Sözlüğü: Çin’de Bürokratik Kapitalist Sınıf ve  Komprador Sermaye Sınıfı

[Büyük Marksizm Sözlüğü, Marx’ın 200. Doğum Gününü anmak amacıyla Wuhan/Çin’de yayınlanmıştır. 5 Milyon sözcükten ve 4 Bölümden oluşmaktadır: Marksizm, Leninizm, Mao Zedung Düşüncesi ve dördüncüsü Çine Özgü Sosyalizm İnşa Teorisi. Sözlük 2012’de başlayan Xi Jinping Dönemini de kapsıyor.]

Çeviren: Ayaz Zirve

Bürokratik Sermaye ve Bürokratik-Kapitalist Ekonomi

Çin’de bürokratik kapitalizm Çin Devrimi’nin devirdiği üç dağdan biriydi. Bürokratik sermaye, “Nanjing kenti merkezli Kuomintang Partisi iktidarı döneminde (1927-1949) oluşan bürokratik sermaye” anlamına gelir. Mao Zedong şöyle belirtmişti: “Emperyalizm, saldırganlığının ihtiyaçlarını karşılamak için Çin’de komprador sistemini ve bürokratik sermayeyi yarattı.”

Bürokratik sermaye 1927’de kurulan Nanjing kenti merkezli Kuomintang Partisi Hükümeti’nin kurulmasından sonra adım adım oluşmuş ve gelişmiş, Japonya’ya Karşı Savaş sırasında (1937-45) ve sonrasında ve Japonya’ya Karşı Direniş Savaşı’nın zaferinden sonraki dönemde zirveye ulaşmıştır. Çin’deki bürokratik sermayenin birkaç bileşeni vardır:

Birincisi, Kuomintang Partisi hükümetinin kontrolündeki ve parti ve hükümet bürokratları tarafından kontrol edilen/yönetilen devlet tekeli sermayesi; ikincisi, doğrudan Kuomintang iktidarı döneminde parti ve devlet bürokratlarına ait olan özel sermaye şirketleri; üçüncüsü, Kuomintang hükümeti’nin çeşitli devlet bankaları ve devlet şirketlerinde sahip olduğu “açık bilinen hisseler” ve tek tek bürokratik kapitalistlerin ellerinde tuttuğu özel kapitalist işletmelerin “mahrem hisseleri” (bunlar açıkça ilan edilmez) . 

Birinci ve ikinci bileşen, özellikle birinci bileşen, bürokratik-sermayenin ana dayanağıydı.

Bürokratik-sermayenin üç özel biçimi vardı: birincisi, bürokratların kontrol ettiği (sahip olduğu) bir sermaye biçimiydi; bu bizzat bürokratların kendileri tarafından yönetilen ve işletilen belirli işletmelerini ve bankaları ifade ediyordu.

İkincisi, bürokratlar tarafından kontrol edilen sermaye biçimiydi; bu, “kamu banka ve şirketleri” olarak adlandırılan, fakat aslında bürokratlar tarafından kontrol edilen işletmeleri ifade ediyordu.

Üçüncüsü, çeşitli biçimler ve yollarla bürokratlar tarafından kontrol edilen özel sermaye şirketlerindeki biçimdi.

Bu üç bürokratik-sermaye biçimi birbirine bağımlı ve bağlantılıydı ve son ikisi birincisinin varlığını kolaylaştırıyordu.

Devrim öncesi Çin’in yarı-sömürge ve yarı-feodal karma toplumsal formasyonu içinde, bürokratik-kapitalist ekonomi, yabancı emperyalizm, yerli toprak sahibi sınıfı ve eski tip zengin köylülerle yakından iç içe geçmiş komprador, feodal nitelikler ve devlet tekelciliği olarak üç nitelikle karakterize ediliyordu, merkezi niteliği yabancı emperyalizm ve yabancı sermaye ile yakından ilişkili olmasıydı.

1947’de Mao Zedung, “Chiang Kai-shek, T. V. Soong, H. H. Kung ve Chen Li-fu önderliğindeki tekelci sermaye grupları” ve Chiang Kai-shek, T. V. Soong, H.H Kung ve Chen Li-fu olmak üzere dört büyük ailenin, “yirmi yıllık iktidarları boyunca 10-20 milyar ABD doları değerinde muazzam servetler biriktirdiğini ve tüm ülkenin ekonomik can damarlarını tekelleştirdiğini” belirtmiştir. Bu tekelci sermaye, devlet iktidarı ile birleşerek tekelci devlet kapitalizmini oluşturmuştur. Yabancı emperyalizm, yerli toprak sahibi sınıfı ve eski tip zengin köylülerle yakından bağlantılı olan bu tekelci devlet kapitalizmi, komprador, feodal, devlet tekelci kapitalizmine dönüşmüştür; Chiang Kai-shek’in gerici rejiminin ekonomik temeli işte budur.”  “Bu tekelci devlet kapitalizmi, Japonya’ya Karşı Direniş Savaşı sırasında ve Japonların teslim olmasından sonra gelişiminin zirvesine ulaştı; yeni demokratik devrim için bol miktarda maddi koşullar hazırladı. Bu sermaye, Çin’de halk arasında bürokrat sermayesi olarak bilinir. Bürokrat kapitalist sınıf olarak bilinen bu kapitalist sınıf, Çin’in büyük burjuvazisidir”.

Bürokratik sermayenin birikimi, Marx’ın Kapital’de analiz ettiği sermaye üretim sürecine dayanan bir birikim değildi, bunun yerine, Chiang Kai-shek, T. V. Soong, H. H. Kung ve Chen Li-fu önderliğindeki bürokrat burjuvazi, yabancı emperyalizmin kompradoru olarak hareket ederek, işçi sınıfını yağmalayarak ve ulusal sanayi ve ticareti sömürüp ilhak ederek, esas olarak finansal spekülasyonlar ve ticari spekülasyonlar yoluyla sermaye biriktirmek için sahip oldukları özel ekonomik ayrıcalıklardan yararlandı. Temelde, bürokrat-kapitalist ekonominin gelişimi, toplumsal üretici güçlerin gelişmesi anlamına gelmiyordu, aksine toplumsal üretici güçlerin gelişiminin önünde ciddi bir engel teşkil ediyordu. Mao Zedung bürokratik kapitalizmi devlet kapitalizmi olarak da tanımlamıştı.

Bürokratik-Kapitalist Sınıf (Büyük Burjuvazi)

Bu sınıf genellikle sömürge ve yarı sömürge ülkelerde devlet iktidarı ile birleşmiş olan komprador, feodal ve tekelci nitelikteki burjuvaziyi ifade eder. Devrim öncesi eski Çin’de bürokratik-kapitalist sınıf, Çin’in büyük burjuvazisiydi.

Aralık 1947’de Mao Zedong, “Mevcut Durum ve Görevlerimiz” başlıklı raporunda şunları belirtmiştir: “Chiang Kai-shek, T. V. Soong, H. H. Kung ve Chen Li-fu önderliğindeki tekelci sermaye grupları” ve Chiang Kai-shek, T. V. Soong, H.H Kung ve Chen Li-fu olmak üzere dört büyük ailenin, “yirmi yıllık iktidarları boyunca 10-20 milyar ABD doları değerinde muazzam servetler biriktirdiğini ve tüm ülkenin ekonomik can damarlarını tekelleştirdiğini” belirtmiştir.

Not: Chiang Kai-shek ailesinden Chiang Kai-shek Sun-Yat-Sen’in ölümünden sonra Partinin başına geçen partinin sağ kanadının lideriydi. 1927 karşı devriminin mimarı idi.

T. V. Soong ailesi daha ilk oluştuğu günlerden itibaren Sun-Yat-Sen ile ilişkili olan ve onun devrimci çabalarını destekleyen liberal düşünceli bir aile idi. Çin Cumhuriyeti dönemindeki önde gelen ailelerden bahsederken, Soong ailesi göz ardı edilemeyecek bir isimdir. Bu aile, Sun-Yat-Sen’in eşi Soong Ching-ling (Çin devriminin anası) ve Soong Mei-ling adlı iki First Lady’nin yanı sıra, Çin Cumhuriyeti döneminde “Servet Tanrısı” olarak anılan Maliye Bakanı olan T.V. Soong’u da yetiştirmiştir.

Bu tekelci sermaye, devlet iktidarı ile birleşerek tekelci devlet kapitalizmini oluşturmuştur. Yabancı emperyalizm, yerli toprak sahibi sınıfı ve eski tip zengin köylülerle yakından bağlantılı olan bu tekelci devlet kapitalizmi, komprador, feodal, devlet tekelci kapitalizmine dönüşmüştür; Chiang Kai-shek’in gerici rejiminin ekonomik temeli işte budur.”  “Bu tekelci devlet kapitalizmi, Japonya’ya Karşı Direniş Savaşı sırasında ve Japonların teslim olmasından sonra gelişiminin zirvesine ulaştı; yeni demokratik devrim için bol miktarda maddi koşullar hazırladı”. “Bu tekelci devlet kapitalizmi sadece işçileri ve köylüleri değil, aynı zamanda kent küçük burjuvazisini de ezmekte ve orta burjuvaziye de zarar vermektedir”.

“Çin’de halk içinde yaygın olarak bürokrat-kapitalist sınıf olarak bilinen bu kapitalist sınıf, Çin’in büyük burjuvazisidir”. Çin’deki emperyalizmin sahip olduğu özel ayrıcalıkları ortadan kaldırmanın yanı sıra, yeni demokratik devrimin ülke içindeki görevi, toprak sahibi sınıf ve bürokrat-kapitalist sınıf (büyük burjuvazi) tarafından uygulanan sömürü ve baskıyı ortadan kaldırmak, komprador ve feodal üretim ilişkilerini dönüştürmek ve toplumsal üretici güçlerin gelişmesinin önündeki engelleri ortadan kaldırarak onları serbest bırakmaktır. Bürokrat-kapitalizm ve bürokrat-kapitalist sınıf, Çin devriminin düşmanlarıydı. Devrimin üç numaralı düşmanıydı.

Tarihsel Bilgiler

1927 karşı-devrimiyle Kuomintang (Mliiyetçi Halk Partisi) Çin’de iktidar oldu, hemen ardından ekonomik yaşamı devlet kontrolü altına sokmayı hedefleyen bir kampanya başlattı ve aynı zamanda önemli bazı sektörlerdeki şirketlerin üzerinde devlet kontrolü sağlamak için çabalar sarf etti. Bu kampanya şu görüşe dayanıyordu: “özel sermayenin genişlemesi devlet tarafından kontrol altında” tutulmalıydı.

Daha 19.Yüzyıl başlarından itibaren Çin toplumunda giderek şu bilinç oluşmuştu: şirketleşmenin olumsuz etkisi olabilirdi ve birçokları, özel şirketlerin ekonomik tekele yol açacağını ve toplum içindeki bölünmeleri şiddetlendireceğine inanmıştı. Dolayısıyla kamu işletmeleri teşvik edilmeli ve ulusal ekonomide devlet sermayesi kullanımı güçlendirilmeliydi. Milliyetçi Halk Partisi’nin (Kuomintang Partisi) ve yenilen Çin Cumhuriyetinin kurucu babası olan Sun Yat Sen (1866-1925) şöyle söylemişti: “halkın geçimi ile ilgili sanayiler ve ulusal ekonomi ile ilgili sanayiler özel kişilerin elinde olmamalıdır”. Onun dönemindeki tartışmalar kamu işletmelerinin nasıl kurulacağı ve işletileceği üzerinde odaklanmıştı.

Özel şirkete karşı çıkma düşüncesi, devlet tekeline yol açmıştı, daha sonra ise—yozlaşmış Milliyetçi Halk Partisi tek-parti iktidarı koşullarında– devlet tekeli bürokratik tekele dönüştü, yani devlet işletmeleri hükümet görevlilerinin kişisel çıkarlarını gerçekleştirmesinin aracı haline geldi.

Japon emperyalizmin yenildiği İkinci dünya savaşından sonra Milliyetçi Halk Partisi tek-parti iktidarı Çin’deki tüm Japon firmalarının varlıklarına el koydu, böylece devlet kapitalizmi daha da büyüdü. Bu günlerde hükümetin kontrol ettiği sermaye 100-200 milyar dolar düzeyine çıkmıştı. Hükümet sanayi sermayesinin %80 ini kontrol ediyor, banka sermayesini tekeli altında tutuyordu. Yabancı sermaye ve bürokratik sermayenin kontrolü altında olan bir diğer sermaye grubu olan Çin’in özel şirketleri genellikle sermayesi ve çapı küçük olan şirketlerdi. Ekonomik etkinlikleri ve üretkenlikleri zayıf olan teknoloji ve yönetim bakımından da zayıf olan şirketlerdi. Bu özellikleri onların gelişmesini kısıtlamaktaydı. Bu şirketler sektörel olarak, birkaç hafif sanayi sektöründe yığılmıştı, örneğin ipek dokumacılığı ve tekstil sektörü, bu şirketler ağır bir şekilde ihracata bağımlıydı. Çoğu doğudaki kıyı bölgelerindeydi.  

Mao Zedung’un 28 Ocak 1958’de Yüksek Devlet Konferansı’nda yaptığı fakat yayınlanmamış olan bir konuşmada Mao şöyle demişti: “1949’dan itibaren tüm bürokratik sermayeye el koyduk.

Ulusal sermaye toplamda sadece 2 milyardan fazladır [gümüş dolar], bürokratik sermaye ise toplamda yirmi milyardan fazla.” [Zhou Enlai sözünü keserek: “Emperyalist sermaye de dahil olmak üzere, toplam miktar yirmi milyardan fazla.”] . . .

Görüyorsunuz, on parmağın sekiz buçukunu devlet kontrol ediyor. Bu, sosyalist devlet ekonomisidir. On parmağın sekiz buçuk parmağı, yani % 85’i. Burada sanayiden bahsediyorum.” Yakın zamanda açıklanan rakamlara göre, 1949’da yaklaşık 2.700 büyük sanayi şirketi “bürokrat sermayesi” ile çalışıyordu ve bunlara bir anda el konuldu ve Komünistler tarafından başarıyla işletildi.

Liao Gailong, “Tarihsel Deneyim ve Gelişim Yolumuz: ÇKP’nin Tarihi Hakkında Bir Rapor” (25 Ekim 1980’de Merkezi Parti Okulu’nda sunulmuştur),

Komprador Sınıfı ve Komprador Sermaye

Komprador, Portekizce olan comprador (“satın alıcı”) kelimesinden ödünç alınmış bir kelime olup, sömürge veya yarı sömürge bir ülkede yabancı kapitalistler için ülkenin iç pazarında çalışan aracı veya yönetici anlamına gelir. Başlangıçta, sömürge Hindistan’ında Avrupalılar tarafından istihdam edilen yerel yöneticileri ifade ediyordu. Çin’de ise, devrim öncesi Çin’de yabancı kapitalistler tarafından kurulan ticaret evlerinde, şirketlerde, bankalarda vb, çalışan Çin kökenli yöneticileri ifade eder. Komprador sermayesi, yabancı kapitalistlerin çalışanları veya temsilcileri olarak hareket eden komprador veya aracı iş adamları tarafından biriktirilen sermayedir. Başlıca kaynakları, kompradorların ticaret ve iş bağlama komisyon gelirleri, yabancı sermayeli işletmelerin yönetimindeki kompradorların elde ettiği gelirler ve yönettikleri bu yabancı sermayeli işletmelere yaptıkları kendi yatırımlarından elde ettikleri karlardır.

Çin’de komprador sermayesi, yabancı sermayeye dayanarak geliştirilmiştir. Yabancı emperyalist sermayeye bağımlı bir sermayeydi. Doğrudan bir biçimde yabancı sermayeye ve emperyalizme hizmet ediyordu. Böylece Çin’in komprador sermayesi, yabancı tekelci sermayenin vasalıydı (kuluydu) ve ülkenin geniş halk kitlelerini acımasızca yağmalayıp sömürüyordu.

1840’taki Afyon Savaşı’ndan sonra, yabancı kapitalizmin Çin ekonomisini istilası ve Çin’deki etkisinin gelişmesiyle birlikte, Çin’in komprador sınıfı da gelişmeye ve adım adım şekillenmeye başlamıştı. Çin’in komprador burjuvazisi, Çin’in ekonomisini işgal eden yabancı sermayenin- emperyalizmin ihtiyaçlarını karşılamak için doğrudan yabancı sermaye emperyalizminin desteği altında oluşmuş ve gelişmişti.

1895-1927 yılları arasında Çin-Japon Savaşı’nda Çin imparatorluğu yenilgiye uğradıktan sonra Şimonoseki Antlaşması’nı imzalamaya zorlanan Çin’den ve 1912’de Nanjing kentinde  ulusal hükümetinin kurulmasından sonra, uluslararası kapitalist-emperyalist güçler Çin’i daha da derinlemesine işgal etti ve Çin’in komprador burjuvazisi hızla ve büyük ölçüde gelişti.

1924-1927’deki Büyük Devrim’in yenilgisinden sonra, Kuomintang’ın yeni savaş ağaları ülke genelinde karşı devrimci bir iktidar kurmuştu.

Çin’deki komprador sınıfının gerici devlet iktidarı ile birleşmesi, ülkede bürokratik komprador sermayesinin güçlü bir şekilde genişlemesine ve komprador sınıfının gelişerek komprador bürokratik burjuvazisine dönüşmesine neden oldu. Sonuç olarak, komprador sınıfı tüm ülkede devlet iktidarını kontrol eden sınıf haline geldi. Bürokratik-komprador burjuvazi, komprador sınıfının gelişiminin en yüksek aşaması ve aynı zamanda bu sınıfın ölüm aşamasıydı.

1924-1927’deki Büyük Devrim sırasında Mao Zedung, “Çin Toplumundaki Sınıfların Analizi” adlı makalesinde şunları belirtmişti: “Ekonomik olarak geri kalmış ve yarı-sömürge yarı-feodal Çin’de, toprak sahibi sınıfı ve komprador sınıfı tamamen uluslararası burjuvazinin uzantılarıdır ve bunlar ayakta kalmaları ve büyümeleri için emperyalizme bağımlıdırlar. Bu sınıflar, Çin’deki en geri ve en gerici üretim ilişkilerini temsil ederler ve Çin’in üretici güçlerinin gelişimini engellerler. Bunların varlıkları, Çin devriminin amaçlarıyla tamamen çelişir. Özellikle büyük toprak sahibi ve büyük komprador sınıfları her zaman emperyalizmin yanında yer alır ve en uçtaki karşı devrimci grupları oluşturur. Bunların siyasi temsilcileri Étatistes (devletçi Gençlik Partisi) ve Kuomintang partisinin sağ kanadıydı.”

Aralık 1939’da Mao Zedong, “Çin Devrimi ve Çin Komünist Partisi” adlı makalesinde daha açık bir şekilde şunları belirtmişti: “Komprador büyük burjuvazi, emperyalist ülkelerin kapitalistlerine doğrudan hizmet eden ve onlar tarafından yetiştirilen bir sınıftır; çok sayıda bağlar, komprador büyük burjuvaziyi kırlardaki feodal güçlerle yakından ilişkilendiriyor. Bu nedenle, bu sınıf Çin devriminin hedefidir ve devrim tarihinde hiçbir zaman itici güç olmamıştır.” “Ancak, komprador büyük burjuvazinin farklı kesimleri farklı emperyalist güçlere bağlılık gösterir; bu nedenle, aralarındaki çelişkiler çok keskinleştiğinde ve devrim esas olarak belirli bir emperyalist güce karşı yöneltildiğinde, diğer emperyalist gruplara hizmet eden komprador sınıfının kesimlerinin, belirli bir ölçüde ve belirli bir süre için mevcut anti-emperyalist cepheye katılmaları mümkün hale gelir. Ancak efendileri Çin devrimine karşı çıktığı anda onlar da Çin devrimine karşı çıkacaklardır.”

Yeni Çin’in kuruluşundan sonra, 25 Eylül 1956’da Mao Zedung, Partinin Sekizinci Ulusal Kongresi’ne katılan bazı Latin Amerika komünist partilerinin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde yukarıdaki anlayışı daha da açıklığa kavuşturdu ve şunları vurguladı: “Komprador burjuvazisinin bölmeleri, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi farklı emperyalist ülkelerin tekelci kapitalist gruplarına bağlıdır. Çeşitli komprador gruplarına karşı mücadelemizde, emperyalist ülkeler arasındaki çelişkilerden yararlanmak, önce bunlardan biriyle başa çıkmak ve o andaki en acil ve en önemli düşmana saldırmak gereklidir.”

Büyük Devrim sırasında Mao Zedong, “Çin Toplumundaki Sınıfların Analizi” adlı makalesinde şunları belirtti: “Ekonomik olarak geri kalmış ve yarı sömürge Çin’de, toprak sahibi sınıfı ve komprador sınıfı tamamen uluslararası burjuvazinin uzantılarıdır ve hayatta kalmaları ve büyümeleri için emperyalizme bağımlıdırlar. Bu sınıflar, Çin’deki en geri ve en gerici üretim ilişkilerini temsil eder ve üretken güçlerinin gelişimini engeller.”  Onların varlığı, Çin devriminin amaçlarıyla tamamen bağdaşmaz. Özellikle büyük toprak sahipleri ve büyük komprador sınıfları her zaman emperyalizmin yanında yer alır ve aşırı bir karşı devrimci grup oluşturur. Siyasi temsilcileri ise Devletçiler (Gençlik Partisi) ve Kuomintang partisinin sağ kanadıydı.

Aralık 1939’da Mao Zedung, “Çin Devrimi ve Çin Komünist Partisi” adlı makalesinde daha açık bir şekilde şunları belirtti: “Komprador büyük burjuvazi, emperyalist ülkelerin kapitalistlerine doğrudan hizmet eden ve onlar tarafından beslenen bir sınıftır; kırsal kesimdeki feodal güçlerle sayısız bağla yakından ilişkilidir. Bu nedenle, Çin devriminin hedefidir ve devrimin tarihinde hiçbir zaman itici güç olmamıştır.”  “Ancak, komprador büyük burjuvazinin farklı kesimleri farklı emperyalist güçlere bağlılık gösterir; bu nedenle, bu güçler arasındaki çelişkiler çok keskinleştiğinde ve devrim esas olarak belirli bir emperyalist güce karşı yöneldiğinde, diğer emperyalist gruplara hizmet eden komprador sınıfının kesimlerinin, belirli bir ölçüde ve belirli bir süre için mevcut anti-emperyalist cepheye katılmaları mümkün olur. Ancak efendileri Çin devrimine karşı çıktığı anda onlar da Çin devrimine karşı döneceklerdir.”

25 Eylül 1956’da Yeni Çin’in kurulmasının ardından Mao Zedong, Partinin Sekizinci Ulusal Kongresi’ne katılan bazı Latin Amerika komünist partilerinin temsilcileriyle yaptığı görüşmelerde yukarıdaki anlayışı daha da açıklığa kavuşturdu.

 Şunları vurguladı: “Komprador burjuvazisi, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Fransa gibi farklı emperyalist ülkelerin tekelci kapitalist gruplarına aittir. Çeşitli komprador gruplarına karşı mücadelemizde, emperyalist ülkeler arasındaki çelişkilerden yararlanmak, önce bunlardan biriyle başa çıkmak ve en önemli, acil düşmana saldırmak gereklidir.”

Paylaş

Bir Yanıt Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir