Programatik Görüşlerim İkinci Çalışma
Merih Sancak, Bornova, İzmir, 12 Ocak 2026
Birinci çalışmam için Bkz. https://sosyalistbirlik.com/?p=7727
Değerli İşçi Üniversitesi editörü,
Sitenizdeki yayınlarınızı bir yıldır izliyorum. Ben de 1996 yılından bu yana uzun yıllar sosyalist-komünist partilerin programatik görüşleri üzerine araştırma yapan ve kafa yoran bir Marksist sosyalistim, Küba, Vietnam, Çin gibi sosyalist ülkeleri ve Nepal’i ziyaret ettim ve onların yayınlarını inceledim ve birçok başarılı uygulamayı gördüğümde çok heyecanlandım; araştırmalarım sonucunda size incelenmek anacıyla programatik görüşlerimi iletmek istedim. Sizlerle tanışmayı ve birlikte çalışmayı umut ediyorum. Görüşlerimi okuyucularınızla da paylaşır ve düşüncelerinizi iletirseniz, çok memnun olacağım.
İster iç mücadele ister yabancı güçlere karşı mücadele biçimini alsın yazılı tarih, sınıflı toplumlar ve sınıf mücadeleleri tarihidir. Fakat, sınıf hakimiyeti ve sınıf mücadelesi mutlak değildir, aksine bizler, işçi sınıfı (ücretli emek) ve toplumdaki tüm insanların kurtuluşu idealiyle sınıfların, sınıf ayrıcalıklarının, sınıf mücadelelerinin ve her türden sömürünün ortadan kalktığı sınıfsız toplum nihai amacı etrafında bir araya geldik.
Ülkemiz sosyalistleri, devrimci sendikacıları ve işçi sınıfı partileri arasındaki geçmiş bölünme ve çatışmaları geride bırakarak, geleceğe ve ileriye bakan bir vizyonla, farklılıkları zenginlik olarak değerlendirerek aynı parti çatısı altında birleştik ve aynı şekilde farklı sosyalist partilerin yollarını ve politik hedeflerini birleştirmesi ve eşgüdümlü çabalar verilmesi yaklaşımıyla yeni bir yol, yeni bir dönemi açmayı görev olarak benimsedik.
İçinde farklı kanat ve siyasi eğilimlerin bulunacağı, bunların hukukunun ve özerkliğinin parti hukuku ile sıkı bir şekilde korunduğu, üyelerin hak ve ödevlerinin net bir biçimde tanımlanıp, hayata geçirildiği, patriarkal liderlik geleneğinin aşılarak, tanımlanmış ve kurallı bir parti içi demokratik siyasi yaşamın hayata geçirildiği, demokrasi ile merkeziyetçiliğin, çoğulcu tutum ile olası azami siyasi eylem birliğinin sağlandığı çağdaş bir parti modelini inşa etmeyi benimsedik.
Türkiye’mizin 19.yüzyılın ortalarından itibaren gelişen zengin sol ve sosyalist birikimine ve sosyalizm davasına katkıda bulunan tüm politik partiler ve liderlerimizin, sendikacılarımızın, devrimci işçilerimizin isimsiz militanların sosyalizm davasına katkılarına, ayrımsız bir biçimde sahip çıkıyoruz. Aynı zamanda emperyalizmin boyunduruğuna ve Osmanlı‘nın despotik rejime karşı modern bir toplum ve gençleşmiş ve başı dik bir ulus inşası özlemi için mücadele eden yurtsever ve ilerici Partilerin ve şahsiyetlerin reform ve devrim mücadelelerine; Mustafa Kemal ve silah arkadaşları önderliğinde zafere ulaştırılan, işçi ve çiftçilerimizin temel gücünü oluşturduğu ulusal kurtuluş savaşı ve cumhuriyet devrimine, ve ardından süren çağdaş bir ekonomi ve çağdaş bir toplum oluşturma çabalarına sahip çıkıyoruz.
Cumhuriyet döneminde de emperyalizme, feodalizme, işbirlikçi kapitalizme ve bu gerici güçlere dayanan zorba hükümetlere karşı mücadeleler durmadı. Bu mücadelelerde çeşitli milliyetlerden birçok yurtsever, demokrat parti ve şahsiyetler yılmaz mücadeleler sürdürdüler, sosyalist güçlerle dayanışma içinde oldular, bunların ilerici çabalarına da ayrımsız bir biçimde sahip çıkıyoruz.
Türkiye Toplumunun Evrimi ve Türkiye Devrimi
Türkiye’nin Tarihsel Değişimi: Sancılı Reformlar yoluyla Türkiye’nin yarı-sömürge ve yarı-feodal toplumu içerde işbirlikçi tekelci kapitalizminin güçlenmesi ve tüm ekonomiye yayılmasıyla yarı-feodal toplumu dönüştürerek büyük ölçüde tasfiye etti, fakat ülkenin yarı-sömürge yapısı temelden bir değişime uğramadan kaldı.
Ücretli emek ve sermaye arasındaki çelişme ülke çapında temel sosyal ilişki haline geldi…
Ülkemizdeki başlıca çelişmeler şunlardır:
Emperyalizm ve işbirlikçi tekelci burjuvazi ile geniş halk kitleleri arasındaki çelişme
Ücretli emek ve sermaye arasındaki çelişme
Çeşitli burjuva kesimleri ve onların siyasi partileri arasındaki çelişme
Çeşitli burjuva kesimleri ile Kürt burjuvazisi arasındaki etnik çelişme
Türkiye’nin tarihini uzun bir dönem boyunca devletin kumanda tepesini çelişkili bir ittifak içinde kontrol eden iki sınıf belirledi: birincisi, devletin sağladığı ekonomik ayrıcalıklar ve devletin siyasi himayesi ve emperyalizmin desteği ile büyüyen işbirlikçi tekelci büyük burjuvazi, ve bu işbirlikçi tekelci büyük burjuvazi daha oluşumundan itibaren tekelci niteliğe sahiptir. Bunlar 1971’den itibaren TÜSİAD içinde örgütlüler…
Ikincisi askeri-bürokratik sınıf, bu sınıf toplumsal gücünü a) kapitalizmin, burjuvazi ve işçi sınıfının zayıflığından b) cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren inşa edilen sözde (pseudo) kapitalist daha doğrusu burjuva-bürokratik nitelikli ekonomik sistemden almıştı.
Başlangıç düzeyde sermaye birikimini ve kapitalist temelin inşasına katkı sağlayan bu ekonomik sistemin dayandığı devlet bankaları ve diğer kamu sermayeli şirketler gereken rasyonel reformlara tabi tutulmayınca, giderek köhneleşti ve 1970lerin sonunda oluşan neoliberal ekonomik dalga ile birlikte IMF ve Dünya Bankasına boyun eğen bu iki sınıfın onayı ile işbirlikçi tekelci büyük burjuvaziye ve yabancı şirketlere peşkeş çekildi. 12 Eylül askeri rejimi koşullarında ekonomik sistemin yönetimi büyük ölçüde adım adım neoliberal mekanizmaları benimseyen işbirlikçi tekelci büyük burjuvazi tarafından ele geçirildi, hala askeri-bürokratik sınıfın kontrolü altında kalan banka ve şirketler (Merkez bankası dahil) —–aşağı-yukarı—- neoliberal ekonomik modelin asıl çıkar öznesi olan uluslararası mali sermeye ve onun ülke içindeki uzantısı olan işbirlikçi tekelci büyük burjuvazinin talep ettiği bir biçimde işletilmeye başlandı.
Emperyalist siyasi ve askeri boyunduruğun toplumsal dayanağı olan—uzun bir tarihi dönem boyunca koruma altına büyüyen ve palazlanan işbirlikçi tekelci büyük burjuvazi ekonominin can damarlarını kontrol altına aldı. Bu sınıf uluslararası mali sermeyenin organik bir parçası haline geldi ve ülke üzerindeki Batılı mali sermaye boyunduruğunun organik ortağı haline geldi….
2010 LARDA ORTA BURJUVAZİNİN AKP ÜZERİNDEN DEVLETİN KUMANDA TEPESİNİ ELE GEÇİRMESİ
Küreselleşmenin sağladığı olanaklarla güçlenen, safları genişleyen ve siyasi bilincini yükselten orta burjuvazi ülkenin ekonomik ve siyasi yaşamında belirleyici roller oynamaya başladı. Bu sınıf hükümetin ve devlet bankalarının teşviki ile daha da palazlandı ve devlet iktidarında başat güç haline geldi. Bu sınıf en sonunda yukarıdaki iki sınıftan birini—askeri-bürokratik siyasi sınıfı tarih sahnesinden silerek ve diğerini (işbirlikçi-tekelci burjuva burjuvazi) siyasi olarak alt ederek devlet iktidarının kumanda tepesini ele geçirdi.
Türkiye toplumunun bugünkü aşamada gereksinim duyduğu büyük devrimci değişim emperyalizm ve işbirlikçi tekelci burjuvazinin ve büyük emlak-toprak sahiplerinin halk üzerindeki sömürü ve boyunduruğunu kırmayı hedefleyen bir anti-emperyalist demokratik devrimdir. Bu devrim bu üç dağı devirmelidir.
Bugünkü Türkiye toplumunun yukarıdaki nitelikleri, Marks ve Engels’in tanımladığı sosyalist topluma geçiş sürecinin en az 4 aşamada gerçekleşmesini zorunlu kılmaktadır: önümüzdeki birinci adım partimiz önderliğinde halkı seferber ederek ABD ve Batının emperyalist boyunduruğunu, işbirlikçi kapitalizmi ve toplumun sosyal bilincindeki yarı-feodal kalıntıları alt edecek demokratik devrimi zafere ulaştırmak, eski devleti alaşağı ederek, proletarya diktatörlüğünün bir biçimi olan halkın demokratik diktatörlüğü siyasi sistemini kurmaktır; ikinci adımda demokratik devrimin zaferinden sonra işçi sınıfı önderliğinde birleştirdiğimiz halk sınıflarına dayanarak kamu mülkiyetinin hakim ve devlet sektörünün önder konumda bulunduğu, çiftçilerin ulusallaştırılmış topraklar üzerinde kollektif toprak mülkiyeti (kullanımı)temelinde kooperatif çiftçilik sistemi yoluyla sosyalist yola sokulduğu; bunlardan başka tarımda ve sanayide özel sektöre, girişimciliğe ve kapitalizme belirli bir alan açan bir ekonomik temel üzerinde ilerdeki sosyalist dönüşümlerin maddi ve düşünsel koşullarını hazırlayıp olgunlaştırmak, ikinci aşama sosyalizmin inşasının ilk başlangıç adımlarını atma aşamasıdır ; üçüncü adımda maddi ve sosyal koşullar olgunlaştığında yine halk sınıflarına dayanarak, ekonomik altyapı ve üst yapılarda sosyalizme doğru ilerleme açısından engel oluşturan bazı kapitalist ekonomik unsurları dönüştürülecek ve üretimin geniş çaplı toplumsallaşmasını ve sosyalist ekonomik temeli daha da güçlendiren reformlar yapılacaktır; dördüncü aşama sosyalist topluma geçişten önceki son aşama ve en uzun sürecek aşama olacaktır: bu aşamada üçüncü aşamanın sağladığı ekonomik temel üzerinde ve üstyapının ideolojik alanlarında sağlanan sosyalist önderlik ve gelişkin sosyalist demokrasi temelinde sosyalizmin kapsamlı ve çok yönlü inşası gerçekleştirilecek adım adım sosyalist topluma ilerlenecektir. ( bu son aşama bugün Çin Vietnam ve Küba’nın içimde bulunduğu aşamadır.)
Özetle halkın demokratik diktatörlüğünün kurulması ile birlikte başlatılan dönüşümlerin özü –yeni demokratik toplumun inşası da dahil olmak üzere— Lenin’in Rusya için önerdiği bir biçimde “dolaylı yoldan” sosyalizmin inşasını kapsayan uzun süreli ve aşamalarla ilerleyen bir sosyalizm inşa sürecidir. Dolaylı yoldan sosyalizmi inşa süreci aynı zamanda ülkeyi kapitalist olmayan yola sokmak ve kapitalizmi adım adım aşma yoluna girmektir, bu anlamda dolaylı yoldan sosyalizmi inşa süreci kapitalizmi inkar eden adım adım aşma sürecidir. Dördüncü aşamadaki bu sosyalizm inşa süreci dünya proletaryası önderliğinde dünya çapında sosyalizmin genel dalgası ile birleşerek dünya çapında kapitalizmi devirmedikçe Marx ve Engels’in öngördüğü komünizmin birinci aşaması olan sosyalist topluma geçemez ve Türkiye sosyalizmin kapitalizm üzerinde nihai zaferinin sağlandığı sınıfsız ve sömürüsüz dünya sosyalist toplumunun bir parçası haline gelemez.
İşçi Sınıfı Önderliğindeki Halkın Anti Emperyalist-Demokratik Birleşik Cephesini İnşa Etmek
İçinde işçi ve çiftçi sınıflarının ittifakının temel ittifak olduğu, buna ilaveten işçi sınıfları ile demokratik küçük burjuvazi arasında ve diğer emekçi olmayan tabakaların katıldığı ABD+Batı emperyalist boyunduruğuna ve NATO ittifakına karşı çıkan ve işbirlikçi tekelci kapitalist sınıfın siyasi ve ekonomik tekeline karşı tüm ilerici güçlerin sosyalist parti önderliğinde geniş halk demokratik ve yurtsever birleşik cephesinin kurulmasını desteklemek ve öncülük etmek.
İşçi ve Emekliler Hareketine Güçlü Destek
Halkın refahı ve onurlu bir ücret ve geçim koşullarının sağlanması ve mutlak yoksulluğun ortadan kaldırılması için mücadele, sendikacılığın ve sendikal örgütlenmelerin güçlendirilmesi, işyerlerinde sendikalaşmanın ve sendikal faaliyetlerin kısıtlanmasına karşı mücadele etmek; sendikaların burjuva siyasi parti ve akımların arka bahçeleri olmaktan çıkarılarak gerçek işçi sınıfı sendikalarına dönüşmeleri için mücadele etmek. İşyerlerinde işçi ve çalışanların temsilciler meclisleri kurumlarının inşası ve bu meclisler üzerinden işyeri yönetimine katılma uygulamasına geçiş için mücadele.
Emekliler halkın en mağdur kesimini oluşturuyor. Büyük sendikalar emeklilerin örgütlenme ve mücadele taleplerine yeterli yanıt veremiyor, kurulan birçok emekli derneği sekter ve gereksiz bölünmelerle mücadele gücünü zayıflatıyor. Bu durum aşılmalı ve geniş, kapsayıcı bir emekliler örgütü için mücadele edilmelidir.
