Dünya Sosyalist Akımının Tarihinden: Mao Zedung ve ÇKP’nin Üç Dünya Görüşleri Üzerine Söyleşi

Kemal Okur
İşçi Üniversitesi olarak Mao Zedung ve ÇKP’nin Üç Dünya Görüşleri Üzerine Telefonla Konuştuk
Kusura bakmayın yoğun olduğum için size kısa bir yanıt vereceğim: Üç dünya teorisi olarak anılan görüşler aslında o günlerde Sovyetler ve sol komünist örgütler tarafından ciddi bir şekilde çarpıtılmıştır. Bu görüşler ÇKP nin devrimci durumun olduğu ülkelerde devrime karşı çıktığı ve devrimci komünist güçlerin gerici rejimlerle işbirliği yapmasını savunduğu şeklinde tanıtılmıştır.
Mevcut tarihi kaynaklara ve arşiv kayıtlarına göre, Başkan Mao Zedung, “Üç Dünya” görüşünü ilk kez 22 Şubat 1974’te Zambiya Cumhurbaşkanı Kenneth David Kaunda’ya sistematik olarak açıkladı: “Üçüncü Dünya’nın nüfusu çok büyük. Japonya hariç Asya’nın tamamı Üçüncü Dünya. Afrika’nın tamamı Üçüncü Dünya. Latin Amerika da Üçüncü Dünya.” Birkaç gün sonra, 25 Şubat 1974’te, Cezayir Devrim Konseyi Başkanı Bumedyen ile yaptığı görüşmede şunları yineledi: “Çin Üçüncü Dünya’ya aittir. Çünkü siyaset ve ekonomi açısından Çin, zengin ve güçlü ülkelerle kıyaslanamaz; sadece nispeten fakir ülkelerle kıyaslanabilir.”
Üç dünya ile ilgili görüşler o günlerde genel olarak sol sapma bir çizgi izleyen (1957-1966) ve (1966-76 Kültür Devrimi dönemleri) Mao Zedung ve ÇKP’nin diplomasi ve dünya durumu ile ilgili görüşleridir.
Gerçi o günlerde birçok Batılı ve diğer ülkedeki Çin elçilikleri Çin Yanlısı sosyalist-komünist grupları desteklediği gibi, “anti-Modern revizyonist anti- sosyal emperyalist bildiriler dağıtmaktaydı.
Her şeye rağmen diplomasi ciddi bir iş olduğu için Çin’in yine de diplomaside Mao ve Çu En Lay’ın çabalarıyla belirli bir derecede rasyonel kalmayı başarmıştır. Üç dünya görüşlerinin en olgun versiyonu 1974 yılında Mao’nun talimatı ile BM’de konuşan Deng’in konuşmasıdır. Bu konuşmada Deng Xiaoping ilk defa Çin’ün gelişmekte olan bir ülke olduğunu ve üçüncü dünyanın parçası olduğunu ilan etmişti.
Bkz https://sosyalistbirlik.com/?p=5916
Bu görüşler aynı zamanda Çin’in Batı’dan ve Sosyalist Bloktan tecrit edilmiş olduğu dönemde ortaya çıkmış ve Çin’In pragmatik bir biçimde diplomatik tecriti kırma ve özellikle 3. Dünyada ve bağlantısızlar arasından dost ülkeler kazanma çabasıdır.
Görüşlerin en önemli ve en zayıf yanı: Dünyanın bir üçüncü dünya savaşına, hatta nükleer bir savaşa gittiği ve Çinin büyük bir işgalle karşılaşacağı öngörüsüdür. Bu amaçla 1964-1979 arasında bir üçüncü cephe yaratmak amacıyla 250 milyonluk bir kitle ve fabrikalar Doğu’daki kıyı bölgelerden Çin’in orta ve Batı bölgelerine taşınmıştır. Görüşlerin ikinci önemli zayıf yanı : Sovyet toplumsal yapısının tekelci devlet kapitalizmi ve rejimin faşist olduğu hatalı tespitine dayanmasıdır.
Bkz. 1969 yılı ÇKP 9.Kongre belgeleri.
Sovyetler Birliği’nin o dönemde dünyada ve Çin’e karşı hegemonyacılık yaptığı dünya hakimiyeti peşinde koştuğu doğruydu. Hatta Çin’de Şincan Uygur bölgesinde karışıklık çıkarıyor. Çin Sınırlarına füzeler ve askeri yığınak yapıyor ve 1969’da Çin’e karşı nükleer saldırısı son anda ABD nin engeliyle önlenmişti. Sovyetler Birliği sosyalist kamp içindeki ülkelerin ideolojik ve siyasi yaşamını ve ekonomik yaşamını sıkı bir kontrol altında tutuyor, komünist partisi ve devlet organlarında kendine yakın liderlerin öne çıkması için çok yönlü baskı ve müdahaleler yapıyor, askeri ve diğer anlaşmalarla onların bağımsız hareket edebilmesini engelliyordu. Bu baskı ve kontrolden dolayı çeşitli tarihlerde sosyalist kamp içindeki ülkelerle çeşitli büyük sorunlar yaşamıştı. Nüfuz alanı haline getirdiği ülkelerden askeri üs, askeri liman ve çeşitli başka ayrıcalıklar talep ediyordu. Dev bir baraj inşası yatırımına giriştiği Mısır ile arası bu yüzden bozulmuş ve baraj inşaatı durmuştu. Sovyetler Birliği daha sonra açığa çıkan belgelere göre Batı ülkelerindeki komünist partileri ve sendikaları paranın gücüyle kendisine bağlamıştı. Bunların en bildik örneği Batı Almanya ve İtalya idi.
Fakat ekonomisinin tekelci devlet kapitalizmi ve rejimin faşist olduğu doğru değildi. Çinliler Sovyetler ‘in çeşitli bölgelerdeki ilerici ve anti-sömürgeci mücadelelere oportünist ve fırsatçı yaklaşarak aslında o ülkeleri kendi nüfuz alanı haline getirmek istediğine ve dünya devriminin asıl enternasyonalist merkezinin Çin olduğuna inanıyorlardı.
Bkz. https://sosyalistbirlik.com/?p=4464 Çin-Sovyet Çatışmasının Tarihi: Çin-Sovyet İttifakının Kopuşu
Görüşleri şöyle özetleyebiliriz: Birincisi Çin ideolojik farklılıkları, rejim farklılıklarını öne çıkarmadan gelişmekte olan Üçüncü dünya (Doğu Avrupa daki bağlantısızlar dahil) ile ilişkilerini geliştirmeli onların iki süper devlet, emperyalizm ve hegemonyacılıkla çelişmelerini görmeli ve onların güvenini kazanmalı ve yanına çekmelidir.
İkinci Dünya yani Batı ve Doğu Avrupa İki Süper devletin kontrolü ve hakimiyeti altındadır. Onlarla iyi diplomatik ve ekonomik ilişkileri geliştirerek onların iki süper devlet ile olan çelişmelerinden yararlanabiliriz.
ÇKP başlarda iki süper devleti birden baş düşman ilan etmiş daha sonra Dünya savaşını asıl talep eden güç olarak gördüğü ve kendisi ile çok uzun kara sınırlarına sahip olan Sovyetler Birliği’ni daha tehlikeli düşman olarak ilan etmişti. Hatta bir dönem Mao nun Çin’den başlayıp Pakistan İran ve Türkiye’ye uzanan ABD nin de dahil olduğu bir anti sovyet tek Cephe kurulmasını önerdiğini de yazan Çinli araştırmacılar vardır.
1971-72 Çin ve Batı Yakınlaşması konusunda hatalı görüşler:
Güneydoğu Asya’daki devrimlerin (Vietnam Kamboçya Laos ) zafere doğru ilerlediği yıllarda Başkan Nixon ve Kissinger Güney Vietnam’daki savaşın bir pat durumu içinde olduğu koşullarda Çin ile bir diplomatik yumuşama sağlayarak Vietnam ile bir uzlaşma ve ABD nin tatmin olacağı “aşağılayıcı olmayan” bir barış anlaşması sağlamak için Çin’in etkisini kullanmayı düşünmüştü. Vietnam’a en fazla destek veren ülke Çin idi. Fakat bu konudaki çabaları başarısız oldu çünkü Mao biz bin yıl onları sömürgeleştirdik onlara karşı tarihi borcumuz var, onlara ne baskı uygularız ne de aktif destekten vazgeçeriz yanıtı verdi. ABD nin ikinci amacı Pakistan’dan kopan Bengaldeş’i etkisi altına alan ve Hindistan ile ittifak içinde olan Sovyetler’in Asya’daki yayılmasını ve ABD’nin bölgede zayıflayan etkisini ve güç boşluğunu Sovyetler’in doldurmasını durdurmak için Çin’i yanına çekme çabasıydı. Nixon anılarında Hindistan Sovyet desteği ile Pakistan’ı alt eder ve Çini le karşı karşıya gelirse Çin’e destek vereceğimizi söyledim diye yazmıştı.
Böylece ABD Sovyetler ile rekabetinde Çin kartını kullanmak istemişti. Çin bu durumdan kendi diplomatik tecridini kırmak ve kendisini karadan çevreleyen Sovyet tehdidini dengelemek istemişti. Fakat Çinliler dikkatli bir diplomasi ile ABD ve Sovyetler arasında dikkatli bir denge kurmayı başararak ABD’nin kendilerini kullanmasını engellemişler ve bu yolla Sovyetler ile somut çelişkileri keskinleştirmekten kaçınmışlar ve kendi gücüne dayanan bağımsız bir konumda kalmayı başarmışlardır. . (söz düellosu ile Pratik eylemler karıştırılmamalı)
Çin ABD’nin bu stratejik manevrasına karşı onunla seçici bir işbirliği politikası ile önemli avantajlar kazanmıştır. Uluslararası tecridi kırdı, Japonya ve diğer batılı ülkelerle sınırlı ticari ve teknolojik işbirliğine girişti. O dönemde Çin ekonomi ve ticarette dış dünyaya açılmaya henüz hazır değildi. Ekonomi, yabancı sermaye ve ticarette dış dünyaya açılma 1980’lerde başladı. 1974 te Batı desteği ile BM’de Çin’i temsil eden Tayvan’ın yerine Güvenlik Konseyine girmiş. Ayrıca ABD ve Japonya’ ile Tayvan’ın Çin in bir parçası olduğu diplomatik zaferini kazanmıştır.
ABD-Sovyet Detant Politikası 1968-1979
Çin ve ABD arasında seçilmiş başlıklarda kazan-kazan işbirliğinin yaşandığı 1972 sonrası dönemde ABD önderliğindeki Batı ile Sovyetler önderliği altındaki sosyalist kamp arasında tüm dünya ülkelerinin siyasi-ekonomik ve ideolojik yaşamlarını sert bir biçimde etkileyen bir soğuk savaş yaşanıyordu. Bir yandan bu sürerken 1968 ile 1979 arasında bir yumuşama ve detant ilişkisi ortaya çıkmıştı. Bu yumuşamanın özü pragmatik bir bakış açısı ile iki süper devlet arasındaki keskin rekabeti ve nükleer savaş riskini yönetme kaygısıydı. Çarpışma yerine müzakere yönteminin öne çıkması söz konusuydu. Hatta iki ülke kendi çıkarlarına uygun olduğu koşullarda, üçüncü taraf ülkelere karşı ortak tutum geliştiriliyor ve karşılıklı olarak bir diğerinin nüfuz alanlarına ve çıkarlarına saygı duyabiliyorlardı. Sovyetler bu sayede Doğu Avrupa üzerindeki hakimiyetini meşrulaştırmıştı. İki ülke askeri olarak doğrudan karşı karşıya gelmiyor, çeşitli bölgelerde vekalet savaşları yoluyla çatışan tarafların arkasına geçerek dolaylı bir şekilde rekabet sürdürüyorlardı. Bu koşullarda Çin’in ABD ile ilişkilerini yumuşatması bir anlamda, Sovyetler Birliği ve ABD arasındaki keskin çelişmeden yararlanarak kendisini bağımsız bir bölge gücü haline getirme çabası idi. O günlerde Çin’in toplam kapsamlı ulusal gücü çok zayıftı, ABD’nin yüzde 3’ü, Sovyetlerin ise % 4’ü idi.
Deng Xiao Ping ve Çin’in Büyük Değişimi
1978’den sonraki dönemde Çin in dış politika görüşleri önemli bir değişim geçirmiştir. Bu dönemde Çin ekonomik gelişmeye odaklanarak, az gelişkin ve yoksul yapısını aşmayı hedeflemiştir. Dünya savaşı öngörüsünden vazgeçilmiş ve Sovyetler Birliği ve doğu Avrupa ülkeleri ile ilişkileri normalleştirme çabaları başlamıştır. Sovyetler Birliği ile ilişiklerin normalleşmesi için Çin sınırlarına ihlal edip saldıran ve ülkedeki Çinli azınlıkları yerlerinden eden Vietnam’ın saldırgan davranışlarına destek olmaktan vazgeçmesi şartı ileri sürülmüş. Bu sorun aşıldıktan sonra ilişkiler daha hızlı gelişmiştir. Günün sonunda 1989 yılında yapılan Deng Xiaoping ve Gorbacev zirvesinde Deng Xiaoping, en yüksek devlet görevlisi olarak Sovyet lideri Gorbacev’e kendisi ve Çin adına Sovyetler Birliği liderine hatalar için özeleştiri yapmıştır. Bkz. https://marksizm.org.tr/?p=6179 Deng Xiaoping Özeleştiri–Geçmişi Geride Bırakalım ve Yeni Bir Tarihsel Dönem Açalım
Sovyetler Birliği’ndeki gerici değişim öncesinde sadece iki devlet arası değil, iki komünist parti arasındaki ilişikler de normalleşme sürecine girmişti. Fakat bu gerçekleşmeden SBKP dağıldı.
Kaynaklar:
https://sosyalistbirlik.com/?p=6992 Sovyet Tehdidi Üzerine ABD-Çin Görüşmeleri Tutanaklar
https://sosyalistbirlik.com/?p=4048 1972 Çin-Amerika / Mao-Nixon-Çu Enlay-Kissinger Görüşme Tutanakları Çevirisi
https://sosyalistbirlik.com/?p=3845 ÇKP – SBKP Çatışması ve Büyük Bölünme ile İlgili Notlar: 1972’de Mao ve Nixon Neler Görüştü: Mao Amerika’nın Sovyetler Birliği’ne Karşı Çin Kozunu Kullanmasını Nasıl Engelledi
https://marksizm.org.tr/?p=3937&lang=en Brejnev’in 1969’da Çin’e Yönelik Tam Ölçekli Nükleer Saldırı Planı ve Saldırının Önlenmesi
https://marksizm.org.tr/?p=6179 Deng Xiaoping Özeleştiri–Geçmişi Geride Bırakalım ve Yeni Bir Tarihsel Dönem Açalım
