ÇKP’nin Mücadele Çağrısı: İnsanlık Bir “Yol Ayrımı” ve “Zorunlu Tercih” İle Karşı Karşıya

Derleyen: Eylül Deniz

Mayıs 2023

Çin Komünist Partisi’nin 20. Ulusal Kongresi’ne sunulan MK raporunda (2022), Xi Jinping  tarihi bir değerlendirme yaptı. Şu an sıradan bir an değil, tarihin kaderinin çizildiği, iki zıt kutbun yarıştığı, tehlikeli, meydan okumalarla dolu ama aynı zamanda umut vaat eden kritik bir eşikteyiz”.  Dünya düzeni muazzam önemli değişikliklerden geçiyor, geride bıraktığımız 100 yıl boyunca görülmemiş bir dönüşüm yaşıyor. Küresel güç dengesi derin bir değişime uğruyor ve “Doğu’nun yükselişi ve Batı’nın düşüşü” şeklinde önemli bir trend görülüyor; gelişmekte olan ülkelerin genel gücü artıyor. Dünya halklarının baş düşmanı olan Amerika Birleşik Devletleri–küresel tekelci finans sermayesinin merkezi üssü– hala güçlü, fakat göreceli bir düşüş sürecinde.

Çin Komünist Partisi’nin 20. Ulusal Kongresi’ne sunulan MK raporunda (2022), “dünyanın, zamanın ve tarihin benzeri görülmedik değişikliklerden geçtiği ve insan toplumunun benzeri görülmedik meydan okumalarla karşı karşıya olduğu tespit edildi”. “Dünya bir kez daha tarihi bir yol ayrımına geldi. Gerçekten de, benzeri görülmedik meydan okumalarla karşı karşıya olduğumuz bir “zamanı” yaşıyoruz ve dünya tarihinin seyri yeni bir “yol ayrımına” ulaştı”. Kongremiz dünya tarihine uzun vadeli bir perspektiften bakarak, sömürgecilik ve emperyalizmin egemen olduğu, zayıf ulusların saldırılara ve yağmalanmaya maruz kaldığı bir dönemden, “tüm insanlık için barış, kalkınma, adalet, hakkaniyet, demokrasi ve özgürlük gibi ortak değerlerin teşvik edildiği” ve insanlık için ortaklaşa geleceğe sahip bir topluluğun inşa edildiği bir döneme geçişin yaşandığını tespit etmiştir.

Şu anda, bu iki dönemin “kavşağındayız” ve bu “çağın dönüşümünün” getirdiği benzeri görülmemiş meydan okumalarla karşı karşıyayız. Mücadele eden bu iki devasa tarihsel gücün tam ortasında bulunmak, “kavşak” kelimesiyle çok net bir şekilde ifade ediliyor. Kavşak, doğası gereği istikrarsız ve risklidir; sonucu belli değildir. Kavşak tarihin bu anında büyük bir çatallanma yaşandığını ve geleceğin tamamen bu yol ayrımında alacağımız tutuma bağlı olduğunu anlatıyor.

Amerika Birleşik Devletleri önderliğindeki Batılı büyük güçler, gerilemelerini kabul etmeye yanaşmıyor ve ellerinde kalan avantajlarını küresel bir hegemonik sistem kurmak ve sürdürmek için kullanmaya çalışıyorlar. Ancak dünyanın dört bir yanındaki halklar, ortaklaşa refahın sağlanmasıyla karakterize edilen, insanlık için ortak geleceğe sahip bir topluluk kurmayı özlemliyorlar. Sosyalist Çin ve diğer gelişmekte olan ülkelerin, özellikle de yükselen ekonomilerin hızlı gelişimiyle birlikte, bu yeni dönemin, yüzlerce yıl süren eski dönemin ve ABD’nin tek kutuplu hegemonyasının yerini yavaş yavaş alacağına kesinlikle inanıyoruz.

ULUSLARARASI MÜCADELEDE BAŞ ÇELİŞME

Bu maddede özellikle şunu vurgulamalıyım: bu maddede önerilen strateji ve ittifaklar özellikle bir sosyalist ülkenin iktidardaki sosyalist/komünist partisi ile ilgilidir; kapitalist ülkelerdeki sosyalist/komünist partiler dünya çapındaki bu genel değerlendirmeyi kendi ülkelerinin iç politikasına uyarlamalı ve bu genel duruma uygun iç ve uluslararası politikalar belirlemeli, yani kendi ülkelerine özgü bir yol izlemelidir.

Bugünkü dünyada baş çelişme küresel tekelci finans kapitalist sınıf (birinci ve ikinci tabaka) ile işçi sınıfları dahil dünya halklarının ezici çoğunluğu ve ezilen ülkelerdir.  

Uluslararası mücadelelerde ve uluslararası işbirliğinde, uluslararası ilişkileri iyi yürütmek ve düşmanlarla dostları doğru ayırt etmek, uluslararası mücadeleleri doğru bir şekilde yürütmek için en önemli konudur.

Mevcut uluslararası mücadele durumuna bakıldığında, ABD emperyalizminin Çin halkının ve dünya halklarının ortak düşmanı olduğu kısaca ifade edebiliriz. Uluslararası finansal tekelci kapitalistlerin ve onların siyasi temsilcilerinden oluşan ABD emperyalizminin dar azınlık egemen kliği, Çin halkının ve dünya çapında barış sever ve kalkınmayı arayan tüm halkların ortak düşmanıdır.  Burada ABD emperyalizmi kavramı, ABD uluslararası tekelci finans oligarşik çıkar grubunun, yani ABD kapitalistlerin ve onların siyasi temsilcilerinin —ABD devlet rejiminin en üst düzey yöneticilerinin— oluşturduğu küçük bir azınlığı ifade ediyor.

Amerikan halkı da dahil olmak üzere, ABD emperyalizmine kararlılıkla karşı çıkan dünya çapındaki tüm ülkelerin işçi sınıfı, geniş emekçi kitleleri ve siyasi partileri bizim yoldaşlarımızdır.  ABD hegemonyasına karşı çıkan, uluslararası ilişkilerde çok taraflılığı destekleyen ve ABD emperyalizmi tarafından ezilen tüm ülkeler ile bunların siyasi temsilcileri bizim dostlarımızdır. Buna, ABD’nin tek taraflılığına karşı çıkan tekelci kapitalist ülkeler ve bunların siyasi temsilcileri ile ABD’de Çin’e dostane bir tutum sergileyen ve Çin ile işbirliğini savunan tüm güçler dahildir. Bunlar da bizim birleşmemiz gereken kesimlerdir.

Toplumsal sistemlerinin doğasına göre, günümüz dünyası iki ana kategoriye ayrılabilir: sosyalist ülkeler ve kapitalist ülkeler. Ekonomik gelişmişlik düzeylerine göre ise, gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkeler olarak ayrılabilirler. Gelişmiş ülkeler, diğer adıyla ileri kapitalist ülkeler veya uluslararası finansal tekelci kapitalist ülkeler arasında ABD, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, Japonya, Kanada ve Avustralya bulunur ve bunlar dünya ülkelerinin küçük bir azınlığını oluşturur.

Gelişmekte olan ülkeler ise nispeten az gelişmiş ülkelerdir ve dünya ülkelerinin ezici çoğunluğunu oluştururlar. Gelişmekte olan ülkeler, farklı sosyal sistemlere sahip olanlar olarak ikiye ayrılabilir: sosyalist ve kapitalist yoldan ilerleyenler. Gelişmekte olan ülkeler, doğal olarak sosyalist yola girmiş sosyalist ülkeleri ve kapitalist yola girmiş nispeten az gelişmiş kapitalist ülkeleri içerir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, bir dizi sömürge ve yarı sömürge ülke ve bölge, ulusal demokratik devrimler yoluyla tekelci kapitalist güçlerin sömürge egemenliğini devirdi ve ulusal bağımsızlıklarını kazandılar. Bazı ülkeler, burjuva demokratik devrimlerden sosyalist devrimlere geçerek sosyalist yola girdi. 

Gelişmekte olan ülkelerin ortak bir özelliği vardır: Hepsi bir zamanlar emperyalizmin sömürgeleri ya da yarı sömürgeleriydi; emperyalist güçler tarafından ezildiler ve sömürüldüler; şimdi ise emperyalizmin yeni bir biçimi olan uluslararası tekelci finans kapitalizminin sömürüsü ve baskısı altında ezilmektedirler. Ayrıca bu ülkeler ortak bir ulusal vizyona da sahiptirler: Barışçıl bir ortamda hızla gelişmek; barış ve kalkınmanın peşinde koşmak, onların ortak arzusu ve talepleridir. Bu durumda, çok az sayıdaki grubu izole etmeli ve büyük çoğunluğu mümkün olduğunca birleştirmeliyiz. İnsanlık için ortak bir gelecek topluluğu inşa etmek, uluslararası birleşik cephe kurma amaçlı büyük bir stratejik kavramdır ve aynı zamanda dünya halklarının özlem duyduğu ve uğruna çabaladığı bir dünya uyumunu sağlama vizyonudur.

Paylaş

Bir Yanıt Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir