Çin ABD’nin Venezuela Saldırıları Karşısında ABD ve Amerikan Şirketlerine Karşı Sert Vuruşlar Yaptı

Çevirenin Notu: Rusya Fed. KP yayın organı Pravda’da Latin Amerika uzmanı V. Verchinka tarafından yayınlanan Çin’in Venezuela’yı Kartala Teslim Ettiği Doğru Değil! analiz yazısından sonra önemli bir kültür-sanat adamı alan Kurt Grötsch dünyaya önemli bir bilgi aktardı. Çin ABD kuklası bir Venezüella hükümetini tanımayacağını açıkça beyan edecek olan Küresel Güney ülkelerine derhâl geçerli olacak ayrıcalıklı ticaret koşulları teklif etti. 24 saatten kısa bir süre içinde 19 ülke bu teklifi kabul etti. İlk kabul eden ülke Brezilya oldu. “Fiilen çok kutuplu dünya” kavramı bir anda gerçeğe dönüştü.
Bu haberde aktarılan detaylı bilgiler Çin’in hem Venezuella hükümetinin yanında olacağını hem de kendi ekonomik-ticari çıkarlarını korumak için mücadele edeceğine işaret ediyor. Venezuela Başkanı Maduro’nun kaçırıldığı haberinin alınmasından sadece birkaç saat sonra, ÇKP Genel Sekreteri Şi Cinping, 6 kişilik Çin Komünist Partisi Siyasi Büro Daimî Komitesi’ni acil toplantıya çağırarak durumu değerlendirdiler. Ve ardından Çin Hükümeti Başbakanı önlemleri devreye soktu.
Yazar Kurt Grötsch
Akademisyen ve araştırmacı. Kariyer birikimi kültür, iletişim ve yaratıcı endüstriler. İspanya Sevilla’daki Flamenko Dans Müzesi’nin iki kurucusundan biri ve Flamenko Tiyatrosu’nun eski başkanı. Çin HC Minzu Üniversitesi konuk öğretim görevlisi….
Çin hükümeti Trump ya da Macron tarzı içi boş söylevler ve nutuklar atmadan bir dizi somut ve fiilî tedbiri hayata geçirmeye başladı. Çin hükümeti, ABD’nin Venezüella petrolünü kontrol altına almayı planladığını ve diğer bir hedefinin de Güney Amerika’daki Çin varlığını sınırlamak ve Çin’in bölgede önlenemez yükselişini durdurmak olduğunu hesaplamıştı.
Çin, doğrudan Amerikan imparatorluğunun “yüzen hattını” hedef alan adımlar attı. Zira Venezüella’ya yönelik saldırı, çok kutuplu dünya projesine ve BRICS + ekonomik grubuna karşı ilan edilmiş bir savaş anlamına geliyordu. Venezüella bu örgütün daimi üyesi idi.
Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırıldığı haberinin yayılmasından sadece birkaç saat sonra, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Çin Komünist Partisi Siyasi Büro Daimî Komitesi’ni acil toplantıya çağırdı. Toplantı tam 120 dakika sürdü. Ve ardından Çin Hükümeti Başbakanı önlemleri devreye soktu.
Çin Hükümeti bu önlemler hakkında resmî bir açıklama yapmadı, diplomatik tehditler savurmadı; fırtına öncesi sessizlik hâkimdi. Bu toplantı, uluslararası stratejistlerin “asimetrik kapsamlı karşılık” olarak adlandırdığı mekanizmayı devreye sokmuştu. Bu, Çin’in Amerika kıtası ve Batı Yarımküre’deki ortaklarını hedef alan bir saldırıya verilen cevaptı.
Venezüella, ABD’nin “arka bahçesi” olarak görülen Latin Amerika’da Çin’in ekonomik işbirliğinde kilit ortaklardan biri ve bu ülkeye 59.4 milyar dolar gibi rekor bir yatırım yapmış bulunuyor.
Çin’in ilk aşama tepkisi, 4 Ocak sabahı saat 09.15’te başladı. Çin Merkez Bankası, sessizce, Amerikan savunma sanayisiyle bağlantılı şirketlerle yapılan tüm ABD doları işlemlerini geçici olarak askıya aldığını duyurdu. Boeing, Lockheed Martin, Raytheon ve General Dynamics gibi bu dev ABD şirketleri, hiçbir ön uyarı olmaksızın Çin’le tüm işlemlerinin dondurulduğu haberiyle güne uyandı.
Aynı gün saat 11.43’te, dünyanın en büyük elektrik iletişim hatları şebekesini işleten Çin Devlet Elektrik Şebekesi Şirketi, Amerikan elektrik ekipmanı tedarikçi şirketlerle yaptığı tüm satın alma sözleşmelerini kapsamlı bir teknik incelemeye aldığını açıkladı.
Saat 14.17’de ise, dünyanın en büyük devlet petrol şirketi olan Çin Ulusal Petrol Şirketi, küresel tedarik hatlarını stratejik olarak yeniden düzenleyeceğini duyurdu. Bu karar, yıllık 47 milyar dolar değerindeki Amerikan rafinerilerine petrol tedarik sözleşmelerinin iptaliyle “enerji silahının” devreye sokulması demekti.
Çin’den ABD’nin doğu kıyılarına yönelen rafine edilmiş petrol sevkiyatları Hindistan, Brezilya, Güney Afrika ve Küresel Güney’deki diğer Çin’e yakın ortaklara yönlendirildi. Bunun sonucunda petrol fiyatları tek bir işlem gününde %23 yükseldi. Daha da önemlisi, verilen stratejik mesajdı: Çin, tek bir kurşun atmadan ABD’yi enerji açısından boğma kapasitesine sahiptir.
İkinci adım: dünya deniz taşımacılığı kapasitesinin yaklaşık %40’ını kontrol eden Çin Denizcilik Taşıma Şirketi (China Ocean Shipping Company), “taşımacılık rotaları iyileştirilmesi” adını verdiği uygulamayı devreye soktu. Bunun sonucunda Çin gemileri Long Beach, Los Angeles, New York ve Miami gibi Amerikan limanlarını pas geçmeye başladı. Çin deniz taşımacılığı lojistiğine büyük ölçüde bağımlı olan bu limanların konteyner trafiği bir anda %35 düştü.
Bu durum, Çin ile yakın çalışan Walmart, Amazon ve Target gibi büyük şirketler için gerçek bir felakete dönüştü. Zira bu dev şirketler, Çin’de üretilen malların ABD limanlarına taşınmasında Çin gemilerine bağımlıydı. Bu şirketlerin tedarik zincirleri saatler içinde kısmen çöktü. Bu hamlelerin en dikkat çekici yönü, eşzamanlı olmasıydı. Bu hamleler zincirleme bir etki yaratarak ABD şirketlerine büyük bir ekonomik darbe oluşturdu. Bu, kademeli bir tırmanma değil; ABD’nin karşılık verme kapasitesini felce uğratmak üzere tasarlanmış sistemli ve şok bir hamle idi.
Küresel Güney’deki Çin İşbirliği ortaklarının Seferber edilmesi
ABD hükümeti bu darbeyi henüz sindirememişken, Çin yeni bir adım attı: Küresel Güney’deki Çin İşbirliği ortaklarının Seferber edilmesi: 4 Ocak günü saat 16.22’de Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi; Brezilya, Hindistan, Güney Afrika, İran, Türkiye, Endonezya ve 23 ülkeye daha, Amerikan müdahalesiyle iktidara gelecek herhangi bir Venezüella hükümetini tanımayacağını açıkça beyan edecek olan Küresel Güney ülkelerine derhâl geçerli olacak ayrıcalıklı ticaret koşulları teklif etti. 24 saatten kısa bir süre içinde 19 ülke bu teklifi kabul etti. İlk kabul eden Brezilya oldu; onu Hindistan, Güney Afrika ve Meksika izledi. Böylece “fiilen çok kutuplu dünya” kavramı bir anda gerçeğe dönüştü. Çin, görülmedik bir hızla ekonomik ve ticari gücünü başarılı bir şekilde kullanarak ABD karşıtı bir koalisyonu anında oluşturmayı başardı.
34 ülkenin Merkez Bankalarından Çin’e Venezuella Desteği
Son Çin Hamlesi ise 5 Ocak’ta geldi: Pekin finansal gücünü devreye soktu. Çin’in dost ülkelerle kurduğu yeni sınır ötesi bankalar arası döviz ödeme sistemi, Amerika kontrolündeki SWIFT sistemini terk etmek isteyen tüm bankaların her türlü uluslararası ödeme işlemini karşılayacak şekilde kapasitesini genişlettiğini duyurdu. Bu, Çin’in dünyaya Batı merkezli finans sistemine görülmedik derecede ucuz olan ve işlevsel bir alternatif ödeme sistemi sunduğu anlamına geliyordu. Böylece, Amerikan finans altyapısına bağlı kalmadan ticaret yapmak isteyen her ülke, şirket ya da banka; %97 daha ucuz ve daha hızlı olan Çin sistemini kullanabilir hâle gelecek.
Anında Sert ve sarsıcı bir destek geldi: ilk 48 saat içinde 89 milyar dolarlık bankacılık ödeme işlemi gerçekleştirildi. 34 ülkenin merkez bankaları Çin sisteminde operasyonel hesap açtı. Bu da ABD’nin en önemli finansman kaynaklarından birinde dolar kullanılan işlemlerin çözülme sürecinin hızlandığını gösteriyor.
Teknoloji cephesinde ise, dünya nadir toprak elementleri üretiminin %60’ını kontrol eden Çin, yarı iletkenler ve elektronik bileşenler için hayati öneme sahip bu madenlerin, Nicolas Maduro’nun kaçırılmasını destekleyen ülkelere ihracatına geçici kısıtlamalar getirdi. Bu karar; Apple, Microsoft, Google ve Intel gibi Amerikan teknoloji devlerinde büyük bir endişe yarattı. Zira bu şirketler temel bileşenlerde Çin den gelen hammaddeye bağımlıdır ve üretim sistemleri haftalar içinde çökme riskiyle karşı karşıya kaldı. Çin’in bu hamlesi, Amerikan imparatorluğunun ekonomik kalbine doğrudan indirilen bir darbe niteliğinde.
Dostlar ve düşmanlar “Çin Venezuela için ne yaptı?” diye soruyorlar… Yukarıda anlattıklarımız bu soruya açık cevap veriyor.
Çin Savaş ilan etmeden ve geniş kesimlerin desteğini alarak harekete geçiyor, etkiliyor ve ABD ve az sayıda destekçilerine yeni gerçekleri dayatıyor.

