CHP’nin Yolsuzlukları ve Kirli Çamaşırları Açık Açık Ortaya Çıkarken, Haber Sol Gazetesi’nin İdeolojik ve Siyasi Alışkanlıkları Ortaya Çıkıyor

Cem Kızılçeç, Mayıs 2026

Giriş

Dün Haber Sol gazetesinde CHP’ye yönelik AKP operasyonunda kritik hamle: Muhittin Böcek’in 8,5 saatlik ifadesi bize ne anlatıyor? Başlıklı bir analiz haber yayınlandı. Bkz. https://haber.sol.org.tr/haber/chpye-yonelik-akp-operasyonunda-kritik-hamle-muhittin-bocekin-85-saatlik-ifadesi-bize-neBu haber sosyalist solun bir kısmındaki “evrenselci sınıfçı” söylemi ile Türkiye’ye özgü tarihsel ilerici-gerici ayrımına dayanan “yerli kültürcü” söylemi arasındaki gerilim ve çelişkiyi açıkça yansıtıyor. Bu tutum sosyalist Partili basının özellikle belirli kesimindeki genel zaafı açıkça yansıtıyor. Bu yayın organları ve söz konusu sosyalist partilerin neredeyse hiç biri CHP’nin, CHP liderlerinin ve CHP’li Belediye Başkanlarının yolsuzluk yapma olasılığı üzerinde dahi durmadılar. Tek taraflı olarak Hükümetin otoriter tutumu ve yargıyı CHP ve diğer muhalif siyasi güçleri bastırma amacıyla kullanma tutumu üzerinde durdular. Yine tek taraflı olarak CHP’yi hedef alan saldırıya karşı ortak demokratik cephe ve ortak direniş geliştirmeye vurgu yaptılar. Nitekim 19 Mart’ın yıldönümü ile ilgili olarak yapılan bir haberde, yazının başında sınıfçı radikal söyleme yer verilirken, haberin geri kalan kısmında uzun uzun İmamoğlu ve Özgür Özel’in “savunmacı ve reddedici” açıklamalarına yer verilerek açıkça CHP’nin yanında saf tutuluyor. Ve yazıda CHP açıklamalarına dair hiçbir mesafe ve eleştirel kaygı görülmüyor.     Bkz.  https://haber.sol.org.tr/haber/19-martin-yildonumunde-sarachanede-binler-bulustu-oy-hakkina-sahip-cik-407590  

Ben daha önceki yazılarımda gerçekte sosyalist akımın tarihinde gördüğümüz belirgin bir siyasi düşünce trendi olan ilerici-gerici kültür savaşını aşmakta başarısız olan bu sosyalist yapıları “Cumhuriyetçi Komünistler” olarak tanımlamıştım. Bu ideolojik hat, toplumsal muhalefeti sınıfsal dinamikler üzerinden değil, laik/anti-laik (İslamcı) cepheleşmesi üzerinden okumaya yatkındır ve yolsuzluk karşısında suskunluğu “bizim mahallenin namusunu” korumak ister.

Bu partiler, kendilerini “işçi sınıfının partisi” olarak tanımlasalar da pratikte mücadele enerjilerinin büyük kısmını, AKP iktidarının temsil ettiğini düşündükleri “gerici” bloğa karşı “cumhuriyet mevzilerini” savunmaya harcıyorlar. Doğru, içinde bulunduğumuz neoliberal ekonomik düzende ve her türlü ihale yolsuzluğu ve para-rüşvet ile satın alınan adaylığa dayalı ve paranın gücünün seçimlerde ve politikada çok büyük rol oynadığı bu düzende, ayrıcalık ve imtiyaz sahibi kişilerin politikacı, bakan ve parti lideri olarak öne çıktığı bir düzende, bu gerici çamur düzende, hiçbir düzen partisinin bu çamura bulaşmadığını söyleyemeyiz. Düzen siyasetinde de neoliberal piyasanın kuralları işliyor.   

Baskı altındaki tüm sosyalist-komünist partileri bunun dışında tutuyorum. Batılı ülkelerde işçiler ve halk için “demokrasinin veya cumhuriyetin” aslında % 10 bile demokrasi ve cumhuriyet olmadığı koşullarda yaşıyoruz. Bu koşullarda işçi sınıfı için cumhuriyet demokrasinin kırıntılarını bile sosyalizm için mücadelede değerlendirmek istiyoruz. Fakat bugün gerçekte var olanı ve tarihte ülkemizde yaşanmış olan bildik Cumhuriyet ve demokrasiyi abartmak ve “biz halkın seçme ve seçilme hakkını koruyoruz” diyerek CHP’li politikacılara kalkan olmak devrimci fikirleri yaymaya çalıştığımız işçi ve halk kitleleri tarafından tabii ki sorgulanacaktır. Sosyalist-komünist partiler kendi partilerinde yönetici düzeyine bir yolsuzluk ve disiplinsizlik çıktığında nasıl aktif ve tavizsiz davranıyorlar ise burjuva politikacılara karşı da aynı tutumu izlemelidirler.  Bu yolsuzluklar sadece ekonomik değil büyük ölçüde yapısal ve siyasidir.

Diyelim ki, Türkiye’de AKP neoliberalizmin siyasi merkezidir, 2017’de kurulan otoriter büyük burjuva düzeninin asıl merkezi gücüdür. O takdirde AKP’ye “birlikte vurmalıyız” diyerek birlikte yürümek istediklerinizi eleştirmeyi tamamen bir kenara bırakıp, hatta dolaylı olarak savunmak, bir komünist-sosyalist partiyi CHP’nin kuyruğu yapar ve komünist-sosyalist partinin halk içinde temiz parti olduğu inandırıcılığı kaybolur.  Aynı varsayıma bağlı kalırsak yani CHP ile yan yana yürüyeceğiz diyerek, “cumhuriyetimize/demokrasimize” karşı yapılan saldırıların arttığı koşullarda, CHP’yi baş düşman ilan edip, kenara çekilmek sol sapma olacaktır. Neyse ki, bu konuda bugün sol sapma yok gibidir.  

Bence bu durumda doğru taktik, hükümete karşı CHP ile birlikte yürümeyi kabul etsek bile, her türlü yolsuzluğu ve CHP’deki diz boyu yolsuzluğu ve disiplinsizliği eleştirmek, kendi ayrı, devrimci ve tavizsiz kimliğimizi korumak ve doğan en küçük fırsatta bunu dile getirmek gerekir. Yapılan şey suskunduk ve CHP çizgisinde bir taraf tutmaktan öteye gitmiyor.    

Haber Sol Yazısının Metin Analizi   

Haberin çerçevesi ve dili “taraf” olduğunu tamamen sergiliyor. Haber, görünüşte AKP’nin CHP’ye yönelik bir operasyonunu teşhir eden bir “iktidar eleştirisi” olarak yazılmış. Oysa kullanılan dil ve olay örgüsü, Haber sol gibi bir sosyalist basının bu meselede tarafsız bir yorumcu olarak değil, doğrudan CHP’nin siyasi savunma avukatlığına soyunduğunu gösteriyor. 

Haber Mağduriyet Kurgusu Yapıyor: Başlık ve giriş, olayı AKP’nin “mutlak butlan” planı ve AKP’nin CHP’ye yönelik “hamleleri” üzerinden çerçeveliyor. Muhittin Böcek, yolsuzluk iddialarının muhatabı olan bir siyasetçi olarak değil, AKP’nin “kıskacına” aldığı, “bel altı” vurduğu, ailesi üzerinden baskı yapılan bir “mağdur” politikacı olarak resmediliyor.

İktidarın Dilini Kullanan Haber: Haberde, AKP’li basının iddiaları “servis edildi”, “yandaş basın” gibi ifadelerle sunulurken, CHP’lilerin açıklamaları “yanıt verdi”, “yalanladı”, “tepki gösterdi” gibi daha olumlu ve savunmacı bir tonda aktarılıyor. Bu, bir haber ve yorum metninden ziyade, bir tarafın iddialarını diğerine karşı koruma altına alan bir savunma metni izlenimi yaratıyor.

“Etkin Pişmanlık”a Yüklenen Anlam: Haberde, Böcek ve oğlunun “etkin pişmanlık” başvurusu, hukuki bir hakkın kullanımı olarak değil, AKP’nin “baskıları sonrası taraf değiştirme (CHP’ye ihanet)” durumu, bir tür “teslimiyet ve çözülme” olarak sunuluyor. Bu, yolsuzluk soruşturmasının özüne dair hiçbir şey söylemezken, haber tüm sözcüklerini iktidarın siyasi hamlesini teşhir etmeye odaklıyor.

Siyasi Söylem ve Pratik Tutum Arasındaki Uçurum: Eleştirinin Tamamen Reddi

Bu partilerin söylemde “emek-sermaye çelişkisi” ve “uluslararası kapitalist karşı devrim” vurgusu yaparken, pratikte “yerli bir kültür savaşına” sıkıştıklarını belirtmiştim.  Bu haber, bu tespitin adeta kanıtı niteliğinde.

Yolsuzluk İddialarının Yok Sayılması: Haberin tamamında, Muhittin Böcek’e yöneltilen somut yolsuzluk iddialarının ne olduğuna, içeriğine, delillerine veya bu iddiaların kamuoyunda yarattığı meşru sorgulamaya dair tek bir satır, tek bir kelime yok. Haber Sol, burada sadece iktidarın davranış “biçimine” (baskı, şantaj, hukuksuzluk) odaklanıp, olası bir “özü” (bir belediye başkanının yolsuzluk yapıp yapmadığını) tamamen ıskalıyor, hatta bilinçli olarak görmezden geliyor.

“Sınıf Mücadelesi” Söyleminin Kayboluşu: Haber, emek-sermaye çelişkisi, rant, kent yağması, kamu kaynaklarının talanı gibi Marksist bir analizin merkezinde olması gereken sosyalist kavramları hiç kullanmıyor. Mesele, bir belediyenin nasıl ve kimin için yönetilmesi gerektiği değil; tamamen iki burjuva siyasi parti arasındaki bir güç ve siyasi varoluş kavgası olarak resmediliyor. Bu haliyle metin, Marksist bir analiz değil, CHP’ye sempati duyan liberal-demokrat bir yorumcunun kaleminden çıkmış bir siyasi analiz izlenimi veriyor.

“Cumhuriyet Mevzilerini Savunma” Refleksi: Haber Sol’un buradaki tek derdi, “CHP’ye kayyım atanması” ihtimaline karşı uyarı yapmak ve bunun “AKP’nin bir hamlesi” olduğunu göstermek. Haberin son paragrafı bunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Asıl düşman “gerici” iktidardır ve bu nedenle “ilerici” cephedeki bir müttefikin (CHP) olası yolsuzlukları veya hataları eleştirilemez, sadece görmezden gelinir. Söylemde bir “uluslararası kapitalist karşı devrime” veya sermayenin Saray rejimine karşı mücadele etmek göründüğü gibi kolay değildir, pratik gündelik siyasetin içinde—halk kitleleri bağların zayıf olduğu ve okumuş kitlelere hapsolmuş bir sosyalist partide çok daha zor—bu iş zordur ve işçi ve halk kitleleri içinde uzun soluklu bir örgütlenme gerektirir. Buna karşılık, ilericilik-gericilik kavgası, özellikle AKP iktidarı altında, çok daha hazır, kolay ve geniş bir toplumsal kitle karşılığı olan bir siyasi cephe sunar.

Bu Haberin İçerdiği “Üstü Kapalı” Siyasi Alışkanlık

Haber sol “üstü kapalı” siyasi alışkanlığını “ustaca gizlemeye” çalışıyor.

Radikal Sol Tabana Mesaj: Haber Sol, iktidarın “operasyon” ve “baskı” aygıtını teşhir ederek, “devleti ve iktidarı” eleştirme misyonunu yerine getirdiği yanılsamasını yaratmaya çalışıyor.

Geniş Muhalefet İttifakına Mesaj: “Biz de CHP’ye yapılan bu hukuksuzluğun karşısındayız” diyerek, “demokratik cephe” içindeki yerini sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Bu, tutum potansiyel CHP seçmenine ve laik duyarlılığı yüksek kitlelere ”işte biz sizin güvenilir müttefikiniziz” imgesi veriyor.

Yapılmayan Asıl Görev: Ancak bu yapılırken, bir sosyalist-komünist partinin asli görevi olan, “yolsuzluk kapitalist sistemin yapısal bir hastalığıdır ve yolsuzluk yapan her parti teşhir edilmelidir” ilkesi, siyasi konjonktüre feda ediliyor. Haber, CHP’li bir belediye başkanına yönelik iddialar karşısında, “Bu iddialar araştırılsın, belediyeler şeffaf olsun, halkın parasını her kim çaldıysa hesap versin” diyemiyor. Çünkü bu, “ilerici cepheyi” zayıflatır diye düşünülüyor.

Burada Marksist terminolojiyle süslenmiş bir sınıf mücadelesi analizi değil, düpedüz bir siyasi tarafgirlik ve bir burjuva partisinin (CHP) diğer bir burjuva partisine (AKP) karşı kayıtsız şartsız savunulması vardır. Haberde “yolsuzluk” kelimesinin sadece muhalif gazetecinin attığı tweet’i aktarırken kullanılması ve onu da CHP’lilerin “büyük tepki gösterdiği” bir iftira gibi sunması, bu haberdeki siyasi körlüğün en net göstergesidir.

Gençliğe Kötü Örnek

Kanımca 19 Mart Protesto eylemleri için gençliğe bol bol teşekkürler yağdıran sosyalist-komünist partiler onların yolsuzluklara ve paranın imparatorluğuna karşı duydukları nefreti göz ardı ediyor ve hiç de iyi bir öğretmen olamıyorlar.

Paylaş

Bir Yanıt Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir