Sosyalist Meclisler Federasyonu Mutlak Butlan Yargı Kararı Dolayısıyla Bir Açıklama ve Değerlendirme Yaptı
Mayıs 2026

Bazı Notlar: SMF açıklaması önemli bazı gerçeklere işaret ediyor; bununla birlikte bildiri 19 Mart 2025’ten bu yana CHP’nin öne çıkardığı hem kendi içine hem de sosyalist güçlere hitap eden bir sloganını “Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!” ve bu sloganın bağlamını hesaba katmadan kullanmış. Bildiri butlan olayını CHP’yi tasfiye olarak değerlendirmiş, oysa hükümetin bir düzen partisini tasfiye etmede bir çıkarı olması öngörüsü gerçekçi görünmüyor; burjuva devleti, kendi iç çelişkileri nedeniyle bir burjuva partisini hizaya çekmek, bölmek veya zayıflatmak isteyebilir. Burjuva devleti, yargısıyla, bürokrasisiyle her zaman egemen sınıflar içindeki özellikle siyasi bakımdan en güçlü olan kesimin çıkarlarına hizmet eder. En güçlü olan kesimin temsilcisi olan hükümet, CHP içindeki bir grubu kayırarak muhalefeti bölmek ve zayıflatmak istiyor olabilir. Bu, burjuva siyasetinin kirli, hizipsel doğasıdır. Bu olay, “sözde burjuva hukuk devletinin”, ister AKP ister CHP olsun, tüm burjuva partilerine karşı kullanılmaya hazır bir aygıt olduğunu göstermiştir. Dün birçok yargı kararında olduğu gibi bugün de CHP kongresine ilişkin kararda görüyoruz ki, burjuva hukuk devleti, egemen sınıf içinde en güçlü olan kesimin siyasi çıkarlarına göre şekillenmektedir. İşçi sınıfı kendi mahkemelerini, kendi demokrasisini kurmadıkça, bu burjuva hukuk düzeni hep başımıza bela olacaktır. Bildiri “devlet aygıtının hukuku nasıl araçsallaştırdığını göstermesi bakımından da ideolojik ve politik olarak teşhir edilmesi şarttır” ifadesini kullanmış; işçi sınıfının görevi, bu kavgayı teşhir etmek ve “hanginiz iktidara gelirse gelin, bizim asıl düşmanımız sizlerin ortak savunduğu kapitalist düzendir” demek, bugün için çok önemlidir. CHP, sermaye düzeninin bir diğer yüzüdür. İktidarın ve yargının CHP’ye yaptığı müdahale, burjuva partileri arası bir hizip kavgasıdır. Biz, bu kavganın tarafı değiliz. Bizim mücadelemiz, hem mevcut iktidarın temsil ettiği hem de CHP’nin temsil ettiği bu düzenin kendisine karşıdır. İşçi sınıfı, kendi bağımsız siyasi partisini, kendi işçi-halk demokrasisini kurmadığı sürece, burjuva yargı ve devletin aygıtı hep bir sınıf baskı aracı olarak kalacaktır. Burjuva yargısı “bugünkü tarihsel günlerde” değil varlığını sürdürdüğü sürece en güçlü hizibin rakiplerine karşı sopa olarak bize karşı ise düşman olarak hareket edecektir. Bildiride ifade edilen “burjuva mahkemelerine yedeklenmeyeceğiz” ifadesi ise SMF’ye umut bağlayan işçiler açısından nasıl anlaşılacak? Bu ifade bildiri yazarları açısından pek düşünülmemiş.. Bildiri “Faşizme Karşı Omuz Omuza” gibi CHP mitinglerine dayanışma için giden sosyalist partilerin CHP’yi daha radikal bir tutuma çekmek amacıyla atılan bir sloganla sona eriyor…
SMF Açıklamasının tamamı şöyle: Egemenlerin Düzeni Çürüyor!
Burjuvazinin Mahkemelerine Yedeklenmeyeceğiz.
Kurtuluş Sokakta, Fabrikada, Tarlada ve Örgütlü Mücadelede!
Siyasal düzlemin alabildiğine bulandırıldığı, burjuva hukukun bizzat iktidar sahipleri eliyle bir sopa gibi kullanıldığı tarihsel bir kesitten geçiyoruz.
Son olarak, egemen devlet mekanizmasının devreye sokulmasıyla burjuva siyasetin ana aktörlerinden CHP’nin, 38. Genel Kurulu’nun mahkeme kararıyla iptal edilmesi, iktidarın bir bütün olarak burjuva muhalefeti bölme ve etkisiz hale getirme eylemi olarak, olası bir erken ve genel seçimde iktidarın önündeki bütün engelleri ortadan kaldırma ve kendi iktidarını mutlak biçimde tahkim etme hedefini güdüyor. Bu aslında sistem içi çürümenin ve sistem içi dalaşın kristalize olmuş en somut özeti olduğu çıplak bir durumdur.
İşçiler, Emekçiler, Devrimciler olarak bizler, burjuva partilerin kendi iç hiziplerini, koltuk kavgalarını ve delege hesaplarını şüphesiz ki birincil gündemimiz yapmayız. Fakat, egemenlerin kendi arasındaki bu it dalaşının ideolojik ve politik olarak teşhir edilmesi şarttır!
Devlet aygıtının hukuku nasıl araçsallaştırdığını göstermesi bakımından da ideolojik ve politik olarak teşhir edilmesi şarttır!
Egemen sınıf klikleri arasındaki hegemonya mücadelesi, kitlelerin bağrında biriken öfkeyi sönümlendirmek ve mevcut statükoyu tahkim etmek üzerine kuruludur. CHP 38.Genel Kuruluna yönelik bu mahkeme müdahalesi, burjuva demokrasisinin kâğıt üzerinde kalan kırıntılarının bile bizzat sistemin kendi sahipleri tarafından nasıl bir çırpıda yutulabileceğini açıkça belgeliyor.
Dün kitleleri “sandık siyasetine” mahkûm eden, her hak arama eylemini “aman provokasyona gelmeyelim” diyerek sokağa çıkmaktan alıkoyan ve burjuva siyasetin kaçınılmaz bir sonucu olarak çıkar ilişkileri ve koltuk sevdasından başka hiçbir derdi olmayan burjuva icazetli muhalefet çizgisi, bugün bizzat yaslandığı o kurumsal nizamın duvarlarına toslamıştır.
Buradan çıkarılması gereken temel ders şudur: Hukuk, sınıflar üstü bir adalet mekanizması değil gücü elinde bulunduranın, rakiplerini hizaya çekmek ve halkı baskılamak için kullandığı bir baskı aygıtıdır!
Toplumda ve doğada her şey çelişmeler üzerinden yürür. Önemli olan baş çelişki ile tali çelişkiyi birbirinden ayırmak, düzen içi çatışmaların kitlelerin bilincini bulandırmasına izin vermemektir.
CHP’ye karşı gelişen bu tasfiye ve kurultay iptal davası, iktidarı ve muhalefetiyle bir bütün burjuva siyasetin emekçi halk kitlelerine hiçbir gelecek vaat edemeyeceğinin en somut kanıtıdır.
Sistem kendi içinde çürürken ve kendi kurallarını dahi paspas ederken işçi sınıfına, emekçilere, gösterilen yegâne kurtuluş reçetesi yine egemenlerin kendi mahkemeleri, egemenlerin kendi seçim sandıkları olamaz!
Düzen partilerinin mahkeme kapılarındaki iktidar kavgalarına yedeklenmeyin!
Kurtuluş, burjuvazinin mahkeme kararlarında değil sokakta, fabrikada, tarlada ve örgütlü mücadelededir. Ne mevcut ceberut nizam ne de onun icazetli, mahkeme koridorlarına sıkışmış burjuva muhalefet çizgisi halkın dertlerine derman olamaz.
Kendi kaderimizi kendi ellerimize almalı, sistemin bu kriz anlarını devrimci bilinci ve örgütlülüğü büyütmek için birer kaldıraç olarak kullanmalıyız!
Faşizme Karşı Omuz Omuza!
Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!
Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz!
