Dünya Sosyalist Akımının Bazı Kilit Sorunları hakkında Görüşlerimiz:
Sosyalizmin Acil Hedefi Modernleşmeyi Başarmaktır
Cem Kızılçeç- Ali Elik, Haziran 2026
Bu kısa yazıda büyük bir aile olarak gelişen ve bilimsel sosyalist akımı (komünizm) demokratik sosyalizmi, ulusal demokratik sosyalizmi ve akademik sosyalizmi de içeren dünya sosyalist akımının bazı gözden kaçan sorunlarını kısaca ele alacağız..
Birincisi, dünya sosyalist akımının başlıca sorunu “Kapitalizmin Kahredici Caudine Boyunduruğunun” nasıl aşılacağı idi.
Sosyalist devrimler, gelişmiş üretici güçlere sahip birkaç “uygar” kapitalist ülkede aynı anda patlak vermedi. Paris Komünü dünyanın ilk proletarya rejimini kurmuş olsa da, sadece iki ay sonra boğuldu. Dünyanın ilk sosyalist ülkesi olan Sovyetler Birliği’nin ve dünyanın en kalabalık ülkesi olan Çin Halk Cumhuriyeti’nde sosyalist sistemin kurulması, nispeten ekonomik ve kültürel olarak geri kalmış ülkelerde sosyalizmin kurulmasının ve geliştirilmesinin gerçekçi bir olasılık olduğunu gösterdi.
Marx, ilerleyen yaşlı yıllarında “Kapitalizmin Kahredici Caudine Boyunduruğunun” nasıl aşılacağı meselesini gündeme getirdi; bu, Rusya gibi geri kalmış ülkelerin “kapitalizmin Kahredici Caudine Boyunduruğunu yaşamaktan kaçınabileceği”, yani bu ülkelerin kapitalizmin kazanımlarını onun neden olduğu zorluklara katlanmadan kullanabileceği ve “kapitalizmin üzerinden atlayarak” doğrudan sosyalist topluma girebileceği anlamına geliyordu. Gerçek sosyalizmin araştırma süreci bu parlak iddiayı kanıtladı. Lenin’in hayatının son yıllarında sosyalizmin nasıl inşa edileceğine dair yeni düşünceleri, Mao Zedong’un 1956’da Marksizmin temel ilkelerini Çin’in özgün gerçekleriyle “ikinci bütünleştirme” düşüncesi ve Deng Xiaoping’in sosyalizmin özünün ne olduğunu yeniden tanımlaması, sosyalizmin kendi ülkesinin özgün gerçeklerine dayanarak nasıl inşa edileceğine, özellikle de sosyalist sistemin kendi kendini geliştirmesi ve büyümesi yoluyla toplumsal üretici güçlerin nasıl özgürleştirileceğine ve nasıl geliştirileceğine ve sürekli olarak toplumdaki herkesin ortaklaşa refahına doğru nasıl ilerleneceğine işaret etmiştir..
Bkz. https://marksizm.org.tr/?p=6428 “Kapitalizmin Kahredici Caudine Boyunduruğunu” Aşmak ve Çin’in İzlediği Sosyalist Yol ve Sosyalist Modernleşme
Dünya sosyalizminin çözdüğü ikinci önemli sorun: Sosyalist inşanın acil ve doğrudan amacı modernleşmedir.
Sosyalist inşanın en yüksek ideali ve nihai amacı komünizmin gerçekleştirilmesi fakat acil ve doğrudan hedefi modernleşmedir.
Modernleşme sürecine ilk başlayan gelişmiş kapitalist ülkelerle karşılaştırıldığında, bugün yaşayan sosyalist ülkeler gerçekte nispeten geridedir.
Bu sosyalist ülkeler gelişmiş ülkelerle arayı kapatma konusunda içsel bir aciliyet duygusu hissetmektedirler ve sosyalist sistemin kapitalizme göre üstünlüğünü sergileme gereksinimini iliklerinde hissederek modernleşme hedefini çok önemli bir öncelik olarak görmektedirler. Örneğin Sanayileşme her zaman modernleşmenin temel bir bileşeni olmuştur. Kapitalist ülkelere bakıldığında, modernleşme genellikle teknolojik ve endüstriyel devrimler yoluyla sanayileşmeyi ilk başaranlar tarafından yönlendirilir.
Sovyetler Birliği’nin sosyalist inşa başarıları
Sovyetler Birliği’nin sosyalist inşa başarıları da hızla gelişen ağır sanayisinde belirgin bir şekilde görülmüştür. Modernleşmenin, insan toplumunun gelenekten modernliğe doğru ilerleyen evrensel bir tarihsel süreci olduğunu ve temel amacının rasyonel kontrol yoluyla verimliliği en üst düzeye çıkarmak olduğunu vurgulamak önemlidir.
Kapitalizmden sosyalizme ilerleyen evrensel tarihsel trend süreci ve modernleşmenin evrensel tarihsel süreci büyük ölçüde eş zamanlıdır; Dolayısıyla, modernleşmenin kendisi de kapitalist modernleşmeden sosyalist modernleşmeye doğru evrilmektedir.
Küresel ölçekte modernleşme sürecinde, kapitalist toplumun içsel çelişkileri giderek daha belirgin ve yoğun hale gelirken ve kapitalist modernleşmenin dezavantajları giderek daha ciddi ve açık görünür hale gelirken, sosyalist ülkelerin kurulmasından sonra sosyalist modernleşme arayışı pasif bir tutumdan aktif tutuma geçmiştir. Sosyalist ülkelerin kurulmasından önce, dünya sosyalizm hareketinin esas olarak kapitalist modernleşmeye ve sonuçlarına pasif bir tepki olduğu söylenebilir. Sosyalist ülkelerin kurulmasından sonra, tüm insanlık ve özellikle Küresel Güney ülkeleri sosyalist modernleşmeyi ve modernleşmenin olumlu etkilerini aktif olarak aramaya başlamıştır.
Dünya Sosyalist Akımının Gelişimi 3 Dinamiğe Dayanır
Birinci olarak, Marksizmin mantığı ve dinamiği: Bu esas olarak Marksizmin keşfettiği ve keşfetmeye devam ettiği toplumsal gelişmenin yasalarına, özellikle de kapitalist toplumun kaçınılmaz olarak sosyalist toplumla yer değiştireceği tarihsel kaçınılmazlığını anlatır. İkincisi, devrimci zor mantığı: bir toplumsal biçimin diğeriyle yer değiştirmesi genellikle inanılmaz derecede şiddetli ve karmaşık mücadeleleri içerir. Üçüncüsü, uygarlığın gelişim mantığı: Kapitalizm aynı zamanda kapitalist uygarlıktır, bugün dünya sosyalist akımı ve sosyalist ülkeler yeni bir uygarlık yaratmaktadırlar. Dünya sosyalizminin gelişiminde, bu üç mantık ve dinamik üstüste örtüşmekte ve birlikte çalışmaktadırlar.
