Çin’de Sözde “Esnek” Çalışanların Ciddi Sorunları
Yazar: Xiao Chao, Temmuz 2026
Çeviren: Eylül Deniz

Sosyal sigorta ve konut fonu gibi haklardan yoksun olan ve herhangi bir iş sözleşmesi bulunmayan bu “esnek çalışan” kişiler yaşlandıklarında ne olacak? Söze bir rakamla başlayayım. 2026 yılında Çin’de esnek çalışma kapsamında çalışanların sayısı 320 milyona ulaşacak. Çin’deki toplam çalışma edilen nüfus ise 725 milyon olacak. Bu da Çin işgücünün %44’ünün “esnek çalışma” ile geçindiği anlamına geliyor.
Peki, bu yüksek oran ne ifade ediyor? Çevrenizdeki her 10 çalışandan neredeyse 4,5’inin resmi bir iş sözleşmesi, düzenli bir maaşı veya şirketi tarafından ödenen sosyal sigorta ve konut fonu katkı payları olmadığı anlamına geliyor. Onlar; yemek kuryeleri, araç çağırma uygulaması ile çalışan şoförler, ev işçileri, canlı yayıncılar, bireysel medya içerik üreticileri, inşaat işçileri, fotoğrafçılar, tasarımcılar ve çeşitli platform şirketlerinden iş alan serbest çalışanlardır. “Esnek çalışma” kulağa hoş gelen bir terim. Ancak bizzat kendilerine sorarsanız, çoğu size şunu söyleyecektir: “Esnek çalışmayı istediğim için değil, başka seçeneğim olmadığı için böyle çalışıyorum.”
Bu 320 milyon ne anlama geliyor?
Önce bu rakamı biraz detaylandıralım. Yaklaşık 13 milyon yemek taşıma kuryesi ve 10 milyonu ÜBER gibi aşkın araç çağırma uygulaması ile şoförlük yapan bulunuyor. İnşaat işçileri, ev hizmetlerinde çalışanlar, kuryeler ve çeşitli platformlar üzerinden sipariş alanlar… Hepsi toplandığında sayı 320 milyonu buluyor. Platformlara bağlı bu şöförler kendi satın alıp sahip oldukları araçlarla çalışıyorlar. Bu sayının son birkaç yıldaki artış seyri şöyle: 2020’de yaklaşık 200 milyon, 2024 sonunda 240 milyon ve 2026’da 320 milyon. Bu, sadece iki yıl içinde 80 milyon kişilik bir artış anlamına geliyor.
Peki, bu 80 milyon artış nereden geldi? Gayrimenkul pazarlama ve inşaat sektörlerinden. 2021’den 2025’e kadar gayrimenkul inşaat yatırımları kümülatif olarak %43,9 oranında azaldı ve bu durum inşaat sektöründe 14 milyon kişilik işsizliğe yol açtı.
Bir de eğitim ve öğretim sektörü var; “Çifte Azaltma” politikasının başlatılmasının ardından, eğitim ve öğretim kurumlarındaki milyonlarca öğretmen işini kaybetti. Çin ana karasındaki bu politika, “Zorunlu eğitim kapsamındaki öğrencilerin ev ödevi ve okul dışı özel ders yüklerinin daha da azaltılmasına ilişkin” genelgenin kısaltılmış bir ifadesidir. Bkz. Çin’de Orta-Lise Öğrencilerini İlgilendiren Büyük Reformun Sonuçları https://marksizm.org.tr/?p=6643
İnternet sektöründe de küçülme ortaya çıktı. Art arda yıllar süren işten çıkarmalar, çok sayıda beyaz yakalı çalışanın “işten çıkarılmasına” yol açtı. Güvenceli işlerini kaybettikten sonra bu kişiler yeni bir güvenli iş bulamadılar; bunun yerine araç çağırma hizmetlerinde şoförlük, yemek kuryeliği ve çeşitli geçici işler yapmaya başladılar.
Ardından, bu kesimler istatistiklerde “işsiz” statüsünden “esnek çalışan” olarak görülmeye başlandı. “İstatistiklerde statümüz değişti ama durum pek değişmedi. Hatta durumumuz daha da kötüleşti; çünkü “esnek çalışma”, artık işten çıkarılma (ve işten çıkarılmaya bağlı olarak işsizlik sigortası v.b yasal haklardan yararlanma) kapsamına bile girmediğiniz anlamına geliyor.
“Beş sosyal sigorta desteği” ve “bir konut fonu” hakkına sahip olmamak ne anlama geliyor?
Resmi çalışma ile esnek çalışma arasındaki en büyük fark çalışma saatleri veya işin yoğunluğu değil; sosyal sigorta desteği ve konut fonu katkı payları yatırımında aksama gibi büyük risklerdir. Peki, “beş sosyal sigorta ve bir konut fonu” nedir? Bunlar; emeklilik sigortası, sağlık sigortası, işsizlik sigortası, iş kazası sigortası, analık sigortası ve konut tasarruf fonuna para yatırabilme durumudur. Bu, Çin’de normal çalışanların yararlandığı sosyal güvenlik sistemidir. Tam zamanlı normal çalışanlar şirket ve işçi, aylık maaşlarının %30 ila %40’ı oranında bir tutarı birlikte sosyal güvenliğe aktarabilir. Bu size büyük bir masraf gibi görünebilir; ancak bu sistem; hastalandığınızda sağlık sigortası kapsamında hizmet almanızı, işsiz kaldığınızda işsizlik yardımı almanızı, yaralandığınızda iş kazası tazminatı almanızı ve emekli olduğunuzda emekli maaşı almanızı sağlar.. Oysa 320 milyonluk esnek çalışan kitlesinin büyük çoğunluğu bu haklardan yararlanamıyor.
Yemek kuryelerinin neredeyse hiçbiri zorunlu beş sosyal sigorta ve bir konut fonu için ödeme yapamamaktadır. Bu kuryeler yalnızca bağlı oldukları platform şirketi tarafından ödenen ve düşük maliyetli olan, boş sürüş sırasında veya sipariş beklerken meydana gelen kazaları kapsamayan kısıtlı bir kaza sigortasına sahiptir. Araç çağırma hizmeti şoförlerinin (DİDİ veya ÜBER) çoğu kendi hesabına çalışan kişilerdir ve tüm sosyal güvenlik katkı paylarını kendileri ödemek zorundadırlar. İnşaat işçileri, ev işçileri ve bağımsız dijital içerik üreticileri de benzer durumlarla karşı karşıyadır. 2023 sonu sektör verilerine göre, ülke genelinde yasal taşıma izinlerine sahip araç çağırma hizmeti veren otomobillerin %75’i şoförlerin kendisine aitti. Genel olarak, araç çağırma platformlarına bağlı çalışan şoförlerin çoğu kendi araçlarına sahip olmayı tercih etmektedir. Ancak, sektöre yeni girenler veya kısıtlı bütçeye sahip şoförler için araç kiralamak daha yaygın bir başlangıç seçeneğidir.
Peki, bu ne anlama geliyor?
Bu durum, yemek dağıtımı yaparken bir aracın size çarpması halinde işçi tazminatı sigortasına sahip olmayacağınız anlamına gelir. Ayrıca, ciddi bir hastalığa yakalanmanız durumunda, sağlık sigortası kapsamında alacağınız hizmetin ve ilaç desteğinin, normal bir çalışanın sahip olduğu sağlık sigortası kapsamındakinden çok daha düşük olacağı anlamına da gelir. Bu aynı zamanda, artık çalışamayacak duruma geldiğinizde bir emekli maaşınızın olmayacağı ya da yalnızca kentsel ve kırsal bölge sakinlerine yönelik emeklilik sigortasından gelen küçük bir miktarla yetinmek zorunda kalacağınız anlamına gelir. Peki, kentsel ve kırsal bölge sakinlerine yönelik temel emeklilik sigortasından aylık ne kadar ödeme alabilirsiniz? Çin’de bu ortalama yaklaşık 200 yuandır. Yanlış okumadınız; ayda 200 yuan. Aylık 200 yuanlık bir emekli maaşı, herhangi bir şehirde temel yaşam gereksinimlerini karşılamak için çok çok yetersizdir. Üstelik bu 320 milyon kişilik grubun büyük bir kısmı, emeklilik sigortasına hiçbir prim ödemedikleri için bu 200 yuanı bile alamamaktadır. Üçüncü olarak, bir yandan işçiler içinde emeklilik sigortası prim ödeme oranı düşerken diğer yandan prim ödemeyi bırakanların sayısı da artmaktadır. Aslında tüm bu tablonun en endişe verici kısmı da budur. Çin’de işçiler arasında emeklilik sigortasında prim ödeme oranı (fiilen prim ödeyenlerin toplam sigortalı sayısına oranı), 2011’de %85,2 iken 2022’de %80,8’e gerilemiştir.
Bu durum, sigorta sistemine halihazırda dahil olmuş giderek daha fazla insanın prim ödemelerini yarıda bıraktığı anlamına gelmektedir. İşçiler bu ödemeleri neden bıraktılar? Çünkü insanlar bunu ödeyecek güce sahip değildi.
Emeklilik sigortası sistemine prim ödemek isteyen serbest ve esnek çalışanların, tüm bu masrafı bizzat kendilerinin üstlenmeleri gerekmektedir. En düşük kademede bile aylık maliyet birkaç yüz yuanı bulmaktadır. Ayda sadece dört veya beş bin yuan kazanan kuryeler ya da araç çağırma uygulaması şoförleri için bu para, her gün bir öğün yemekten vazgeçmek anlamına gelmektedir. Daha pratik bir sorun ise, esnek çalışmadan elde edilen gelirin doğası gereği istikrarsız olmasıdır. Bir ay 5.000 yuan kazanırken, ertesi ay sadece 3.000 yuan kazanabilirsiniz. Bu kişilerden sosyal güvenlik primleri için sabit bir tutar ayırmalarını beklemek gerçekçi değildir; pek çoğu öncelikle kira ve gıda masraflarını karşılamayı tercih etmektedir. Bu durum ise bir kısır döngü yaratıyor: istikrarsız gelir → sosyal güvenlik primlerinin ödenmemesi → yaşlılıkta güvencesizlik → çalışamayacak hale gelene kadar çalışmak zorunluluğu → peki işçiler çalışamayacak hale geldikten sonra ne olacak?
Bunu kimse bilmiyor. Emeklilik sigortası prim ödeme oranlarındaki bu düşüş sadece bir istatistik gibi görünebilir; ancak gerçekte bu durum, milyonlarca insanın “Bu sisteme katılmaya gücüm yetmiyor” diyerek adeta zorlandıkları bir tercihtir.
2026’daki son yeni reformlar sorunu çözecek mi?
Hükümet bu sorunun tamamen farkında. Bu nedenle 2026 yılında çeşitli önemli yeni sosyal güvenlik politikaları hayata geçirildi: Ödeme yükünü hafifletmek amacıyla emeklilik sigortası oranı düşürüldü; birçok bölgede ikametgah kaydı (hukou) kısıtlamaları kaldırılarak insanların bulundukları yerin dışında da sosyal güvenlik sistemine dahil olmalarına olanak tanındı; emeklilik geçiş süreci iyileştirildi ve emeklilik yaşına geldiği halde 15 yıllık prim ödemesini tamamlamamış olanlara, ödemelerini erteleme veya yerel sakinlere yönelik emeklilik planına geçme imkanı getirildi; bazı bölgelerde sosyal güvenlik destek sübvansiyonları sağlanmaya başlandı (bu desteklerin üst sınırı, her bir sigorta türü için asgari ödeme tutarının üçte ikisini geçmeyecek şekilde belirlendi).
Bu yeni politikalar doğru bir yönde ilerliyor. Ancak sorun şu ki, sosyal güvenlik sistemine giriş eşiğini düşürmek ile ödeme gücü sorununu çözmek birbirinden tamamen farklı şeylerdir. Bir yemek kuryesi ayda dört ila beş bin yuan kazanıyor; emeklilik sigortası oranları düşürülmüş olsa bile, yine de her ay kenara birkaç yüz yuan ayırmak zorunda kalıyor. Onun için bu birkaç yüz yuan, belki çocuğunun bir haftalık gıda masrafı ya da bir aylık elektrik ve su faturası anlamına geliyor. Daha derin bir sorun ise, kendi hesabına çalışanların gelirlerinin giderek azalması.
Araç çağırma hizmetleri pazarı doygunluğa ulaşmış durumda; birçok şehir bu işten fazla umutlanmayın diyen uyarılar yayınlıyor ve sürücüler günde ortalama sadece 200 yuan civarında kazanabiliyor. Yemek teslimat platformları arasındaki rekabetin sona ermesiyle birlikte kuryelerin gelirleri hızla düşerek “sipariş başına üç veya dört yuan” seviyesine geriledi. Gelirlerin azaldığı bir ortamda, insanların sosyal güvenliğe daha fazla katkı payı ödemesini beklemek gerçekçi değil. Yeni politikalar işçilerin sosyal güvenlik sistemine girişindeki mali engelleri azaltabilir ancak insanların yaşam maliyetini düşüremez. Kazındığınız ancak kıt kanaat geçinmeye yetiyorsa, “yirmi yıl sonraki kendin için para biriktirmeye” girişmek bir lükstür.
Ülkemiz “Dünya Fabrikası”ndan “Gig Ekonomisi Devi”ne Dönüşüyor
Bazıları oldukça çarpıcı bir ifade kullanıyor: Çin, “dünya fabrikası” olmaktan çıkıp bir “gig ekonomisi devi”ne —yarı zamanlı/esnek/ geçici işlere dayalı bir ekonomi devine- dönüşüyor. Son 25-30 yılda, Çin’in ekonomik büyümesinin temel itici güçleri imalat sanayi ve altyapı işleri olmuştu. Fabrikalar ve şantiyeler; zorlu çalışma koşullarına rağmen iş sözleşmesi, sosyal güvenlik ve iş kazası sigortası gibi güvenceleri de içeren çok sayıda kayıtlı normal iş olanağı sağlamıştı. Günümüzde imalat sektörü bir dönüşümden geçmekte ve insan gücünün yerini makineler hatta robotlar almaktadır. Altyapı çalışmaları yavaşlamakta ve şantiyeler kapanmaktadır.
Gayrimenkul ve konut piyasası daralmakta ve inşaat yatırım firmaları nakit akışı sorunlarıyla karşı karşıya. Bu sektörlerde ortaya çıkan işini kaybedenler yeni normal iş alanları bulamıyor. İşlerini kaybedenler platform ekonomisine ve “gig” ekonomisine yönelmektedir. Platform şirketlerinden iş almanın özü nedir? Bu sistem, işçi-işveren ilişkilerini “hizmet sunma ilişkilerine” veya “ortak” ilişkilerine dönüştürüyor.
Platformun bir çalışanı değil, onun bir “ortağı” olarak görünüyorsunuz. Statünüzdeki bu değişim, platformun sizin için sosyal güvenlik primi, fazla mesai ücreti veya kıdem tazminatı ödemesine gerek kalmadığı anlamına geliyor. Yaptığınız iş miktarına göre ödeme alırsınız; bu son derece adil görünür. Ancak hastalanır, yaralanır, yaşlanır veya artık çalışamayacak duruma gelirseniz, bu tamamen sizin sorununuz oluyor, platform şirketinin hiçbir desteğini alamazsınız. Platform ekonomisi şirketlerinin en büyük yeniliği teknolojik bir yenilik getirmeleri değil, işçi-işveren ilişkisinin bir “ortaklık ilişkisine” dönüştürülmesi ve böylece tüm risklerin yasal olarak çalışanlara devredilmesidir.
Peki bu 320 milyon insan yaşlandığında ne olacak?
Aslında bu en kritik meseledir. Çin hızla derin bir yaşlanma sürecine giriyor. 2026 yılına gelindiğinde, 60 yaş ve üzeri nüfus 300 milyonu aşarak toplam nüfusun %21’inden fazlasını oluşturuyor. Kendi hesabına “esnek çalışan” bu 320 milyon kişi arasında, büyük bir kesimi 40 yaşın üzerindeki orta yaşlılar. Bu320 milyon kişi on veya yirmi yıl sonra, yaşlılık güvencesine ihtiyaç duyacakları yaşa gelmiş olacaklar.
O zamana gelindiğinde birçoğu, 15 yıl boyunca emeklilik sigortası primi ödemedikleri için çalışan emeklilik haklarından yararlanamayacaklarını; kent ve kırsal bölge sakinlerine yönelik emeklilik sigortasının ayda sadece birkaç yüz yuan tutarında olduğunu; bedenlerinin artık ağır fiziksel işlere dayanamayacağını ve çocuklarının da aynı çalışma baskısıyla karşı karşıya kalarak kendilerine destek olamayacağını görecekler. Bir kişi 30 yaşında “esnek çalışma” modelinde çalışmaya başlayıp 60 yaşına kadar devam eder ve bu 30 yıl boyunca düzenli olarak emeklilik sigortası primi ödemezse, 60 yaşından sonraki tek gelir kaynakları çocuklarından gelecek destek olacak ya da geçinmek için çalışmaya devam etmek zorunda kalacaklar. Çin’de doğum oranı hızla düşüyor. Giderek daha fazla genç evlenmemeyi veya çocuk sahibi olmamayı tercih ediyor; gelecekte yaşlılık dönemindeki destekleri için çocuklarına güvenebilecek insan sayısı da giderek azalacak. Bu, sorun saatli bir bomba niteliğinde. Böylece esnek çalışan bugünkü 320 milyon insan yaşlılık dönemine girdiğinde, sosyal güvenlik sistemi benzeri görülmemiş bir baskıyla karşı karşıya kalacak.
Aslında “Esnek çalışma” teriminin kendisi de sorunlu
Son olarak, terimin kendisine değinelim. “Esnek çalışma” kulağa tarafsız, hatta bir nebze olumlu geliyor; esneklik, ne güzel; kısıtlama yok, özgürce çalışıyor görünüyorsunuz… Ancak gerçekte bu kavram, birbirinden çok farklı durumları kapsıyor. Elbette iyi para kazanan bağımsız içerik üreticileri, bağımsız tasarımcılar ve serbest çalışan danışmanlar gibi, serbest çalışmayı (freelance çalışanlar) kendi istekleriyle seçen insanlar da var. Ancak bu grup, söz konusu 320 milyonluk kitlenin çok küçük bir yüzdesini oluşturuyor. Çok daha büyük bir kesim ise bu tür bir esnek çalışma durumuna mecbur kalmış durumda. Düzenli ve güvenceli işlerini kaybettikten sonra yenisini bulamayan bu kişiler; araç çağırma uygulamalarında şoförlük yapmaya, yemek dağıtmaya veya geçici ve düzensiz işlerde çalışmaya zorlanıyorlar. Bu aslında bir “esneklik” değil, bir “çaresizlik” durumu. İyi kazanan serbest çalışanlar ile çok az kazanan ve zor geçinen insanları aynı statüde gösterip “esnek çalışanlar” olarak saymanın anlamı nedir? Bence bu, toptancı yaklaşım asıl sorunu gizliyor. Karşımıza çıkan tablo “insanların %44’ünün esnek çalışmada olduğu”dur; bu da kulağa yeni ve normal bir çalışma biçimiymiş gibi geliyor, ama bu aldatıcı. Durumu daha gerçekçi bir şekilde ifade ederseniz —yani “insanların %44’ünün resmi bir işi, çalışma sözleşmesi ve bir şirket tarafından ödenen sosyal güvenlik destekleri bulunmuyor” derseniz— insanlar gerçeği daha net olarak görecektir.
320 milyon insanın esnek çalışma ile geçinmesi, giderek esnekleşen bir iş gücü piyasasının değil, aksine çalışanlar için giderek daha büyük bir sosyal güvenlik sisteminin ortaya çıkıyor olmasının alarm zilidir. Ülkedeki iş gücünün neredeyse yarısı sosyal güvence sisteminin dışında kaldığında, bu bir “esneklik” değil, aslında “büyük bir sorundur” ve daha radikal reformlara gerek var.
