Çin ve Türkiye Arasındaki 15 Yıllık Stratejik İş Birliği Büyük Potansiyel Taşıyor
Editör: Deniz Kızılçeç
Kaynak: Pekin, World Knowledge Dergisi, Sayı 24, 2025
Yazar: Prof.Dr. Yang Chen, Şanghay Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi Direktörü
Aralık 2025

Çin-Türkiye Arasında Stratejik İş Birliği
Bu yazı, 2025 yılında 15. yıl dönümünü geride bırakan Çin ile Türkiye arasındaki stratejik iş birliği ortaklığına dair kapsamlı bir inceleme sunmaktadır. 2010 yılında resmiyet kazanan ilişkiler; paylaşılan ortak çıkarların yanı sıra Türkiye’nin “Orta Koridor” girişimi ile Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin ( İpek Yolu) stratejik uyumlaştırılması doğrultusunda belirgin bir gelişim göstermiştir.
Bu analiz, söz konusu ortaklığın dört ayrı aşamasını ele almakta; siyasi, ekonomik ve kültürel alanlardaki kazanımlarını öne çıkarırken, daha ileri düzeyde iş birliğinin önünü tıkayan zorlukları ve engelleri de açık yüreklilikle değerlendirmektedir.
Türkiye, Kuşak ve Yol Girişimi güzergâhında kilit bir ülke ve Orta Doğu’nun önemli bir bölge gücü olarak tanımlanmaktadır. 2015 yılı, Türkiye’nin Çin ile Kuşak ve Yol Girişimi konusunda hükümetler arası anlaşma imzalayan ilk ülkelerden biri olmasıyla bir dönüm noktası teşkil etmiştir.
Geride kalan 15 yıllık dönem dinamik bir gelişime sahne olmuş; ancak bu yazu, ikili ilişkilerin tüm potansiyelinin henüz açığa çıkarılamadığı ve mevcut engellerin aşılması için stratejik bir yaklaşım gerektiği sonucuna varmaktadır.
Stratejik Ortaklığın Gelişimindeki Dört Aşama (2010-2025)
Yazar, Çin-Türkiye ilişkilerinin seyrini; her biri kendine özgü dinamikler ve dış etkilerle
şekillenen dört belirgin aşamaya ayırmaktadır.
Birinci Aşama: “İki İleri, Bir Geri” (2010 – Temmuz 2016)
,
Bu ilk döneme temkinli bir ilerleme damga vurmuştur. “Stratejik iş birliği ortaklığı”na dair resmi çerçeve kurulmuş olsa da ilişkiler gereken ivmeden yoksundu. Türkiye tarafındaki hevesin yetersiz kaldığı düşünülmüş, bazı Türk akademisyenler ise yaşanan ilerlemeyi öncelikli olarak Çin’in inisiyatifine bağlamıştır. Karşılıklı yanlış anlamalarla geçen bu dönemde ilişkiler henüz derin bir güven veya stratejik uyum seviyesine erişememiş; bu da tedrici ilerlemeleri aksaklıkların takip ettiği bir gelişme modelinee yol açmıştır.
İkinci Aşama: “Gerçek Dostluk Zor Zamanlarda Belli Olur” (Temmuz 2016 – Şubat 2019)
Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan başarısız askeri darbe girişimi, ilişkiyi hızlandıran kritik bir dönüm noktası işlevi görmüştür. Çin’in, darbeye karşı net tutum alamayan Batılı ülkelerin çeşitli eleştirilerinin tam aksine Türk hükümetine verdiği hızlı ve açık destek, Ankara tarafından büyük bir takdirle karşılanmıştır.
Bu aşamadaki Kilit Gelişmeler:
Ağustos 2016: Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Zhang Ming, dayanışma göstermek amacıyla Türkiye’yi ziyaret etti.
Eylül 2016: Cumhurbaşkanı Erdoğan, iç istikrarsızlığa rağmen Çin’in desteğine teşekkür etmek amacıyla Hangzhou’daki G20 Zirvesi için Çin’i ziyaret etti. Çin medyasında “Türkiye-Çin Stratejik İş Birliği Dünyaya Katkı Sağlıyor” başlıklı bir makale yayımladı.
Mayıs 2017: Erdoğan’ın Pekin’deki Uluslararası İşbirliği Kuşak ve Yol ( İpek Yolu) Forumu’na katılımı ve burada yaptığı açılış konuşması, Türkiye’nin bu girişime olan güçlü bağlılığını ortaya koydu.
Bu aşama, kriz dönemlerinde karşılıklı destek modelini yerleştirerek ortaklığın siyasi zeminini sağlamlaştırmıştır.
Üçüncü Aşama: “Şüphelerin Gölgesinde İlerleyiş” (Şubat 2019 – Haziran 2024)
Bu dönem, ciddi sürtüşmelere yol açan ve ikili bağların dayanıklılığını sınayan Şincan-Uygur meselesinin hâkim olduğu en zorlu süreç olmuştur.
Kilit sorun: Şubat 2019’da Türkiye Dışişleri Bakanlığı, Çin’in Şincan-Uygur’daki politikalarına ilişkin mesnetsiz suçlamalarda bulunarak bunu yapan ilk İslam ülkesi oldu. Bu durum büyük bir diplomatik krize yol açtı.
Gerilimi Azaltma ve Toparlanma: İlişkiler, Erdoğan’ın Temmuz 2019’daki Çin ziyareti sonrasında normale döndü.
* Güven İnşası: COVID-19 salgını sırasındaki iş birliği, özellikle Erdoğan’ın şahsen Çin aşısını seçmesi, karşılıklı güveni ciddi ölçüde pekiştirdi.
Olumlu Dönüm Noktası: Haziran 2024’te Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Sincan’a yaptığı ziyaret (12 yıl aradan sonra gerçekleşen ilk üst düzey ziyaret), ilişkilerin onarılması ve güvenin yeniden tesisi adına kritik bir adım oldu.
Dördüncü Aşama: “Hızlı Atılımlar ve İstikrarlı İlerleme ve Çok Boyutlu Gelişme” (Haziran 2024 – Günümüz)
Son aşama, birden fazla boyutta yenilenmiş ve güçlü bir ivme ile tanımlanmaktadır.
Temel Göstergeler:
Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi gibi çok taraflı etkinlikler sırasında gerçekleşen sık devlet başkanı düzeyde görüşmeler.
Dışişleri bakanı ve bakan yardımcısı düzeyinde tutarlı ve aktif üst düzey diplomatik temaslar.
Eylül 2024’te Türkiye, BRICS iş birliği mekanizmasına katılmak için resmi başvuruda bulunarak bunu yapan ilk NATO üyesi ülke oldu. Bu hamle, Türkiye’nin dış politikasını çeşitlendirme ve Çin ile ortaklığının yanı sıra “Küresel Güney” ile temaslarını derinleştirme niyetini yansıtan son derece sembolik bir adımdı.
Türkiye -Çin Kilit Alanlardaki Başlıca Başarılar
15 yıllık işbirliği; siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda kayda değer ve somut sonuçlar ortaya koymuştur.
Ekonomik İş Birliği: Güçlü fakat Mükemmel Sayılmaz
Ekonomik bağlar, ikili ilişkinin en somut ayağını teşkil etmektedir. Türkiye’nin bir “enerji merkezi” ve “jeopolitik merkez” olma yönündeki stratejik hedefi, Kuşak ve Yol Girişimi ile örtüşmekte ve Türk-Çin iş birliği için bir zemin yaratmaktadır.
Ticaret ve Yatırım:
Çin günümüzde Türkiye’nin en büyük ikinci ticaret ortağı ve en büyük ithalat kaynağıdır.
* İkili ticaret 2024 yılında 42,9 milyar ABD dolarına ulaşarak 15 yıl boyunca istikrarlı bir büyüme sergilemiştir.
* Türkiye Tekstil Bank bankacılık yatırımı ve Kumport Limanı’ndaki (en büyük üçüncü konteyner terminali) yatırım ile Çin’in Türkiye’deki doğrudan yatırımları kayda değer oranda artmıştır.
Kuşak ve Yol Altyapı Projeleri:
Ankara-İstanbul yüksek hızlı demiryolu hattı ve Hunutlu termik santrali; Çinli işletmelerin Türkiye’deki imajını ve kabiliyetlerini başarıyla geliştiren amiral gemisi projelerdir.
Finansal İş Birliği:
Haziran 2025’te iki ülke, para takası (swap) anlaşmasını yenileyerek finansal istikrarı ve ikili ticareti güçlendirecek şekilde 35 milyar yuan/189 milyar Türk lirası gibi yüksek bir seviyeye genişletmiştir.
Siyasi İş Birliği: Birtakım Sürtüşmelere Karşın İyi Yolda İlerleme
Siyasi ilişkiler zaman zaman yaşanan sürtüşmelere rağmen, tutarlı üst düzey temaslar ve temel çıkarlara karşılıklı saygı çerçevesinde yürümektedir..
Üst Düzey Temaslar: Liderler sıklıkla bir araya gelebiliyor (örneğin Erdoğan’ın Ağustos 2025’te Tianjin’deki ŞİÖ zirvesine katılması) ve karşılıklı ziyaretler gerçekleştirilmiştir (örneğin Türkiye Dışişleri Bakanı ve Enerji Bakanı’nın 3 Eylül 2025’te Çin’deki anma törenlerine katılması).
Kurumsal Mekanizmalar: Siyaset, ticaret, güvenlik ve kültür alanlarındaki Araştırmaları koordine etmek üzere 2015 yılında bir hükümetler arası iş birliği komitesi kurulmuştur.
Temel Çıkarlarda Karşılıklı Destek:
Türk siyasi liderler Tek Çin ilkesine ve Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne verdikleri desteği defalarca ve alenen teyit etmişlerdir.
Temmuz 2015’te Erdoğan, “stratejik iş birliği ilişkisinin yıkıcı güçler tarafından bozulmasına asla izin vermeyeceğini” ifade etmiştir.
* Erdoğan, 2019’daki Çin ziyareti sırasında doğrudan Şincan-Uygur meselesine değinerek, oradaki tüm etnik gruplardan insanların “Çin’in gelişimi ve refahı ortamında mutlu bir şekilde yaşadığını” belirtmiştir.
Kültürel İş Birliği: Halklar Arasında Güçlü Kültür Bağları
Kültürel alışverişler derinleşerek karşılıklı anlayışın gelişmesine ve daha olumlu bir imaj oluşmasına katkı sağlamıştır.
Kültür ve Turizm Yılları: Kültürel etkinliklerin karşılıklı olarak düzenlenmesi sonuç vermiş, 2024 yılında Türkiye’ye gelen Çinli turist sayısı yaklaşık 410.000’e ulaşmıştır.
Kardeş Şehirler: Tekstil, ticaret, kültür, eğitim ve turizm alanlarında iş birliğini kolaylaştıran 24 kardeş şehir ilişkisi tesis edilmiştir.
Kültür Kurumları:
Çin, Türkiye’de dört Konfüçyüs Enstitüsü kurmuştur. Çincenin artan popülaritesini yansıtacak şekilde ondan fazla Türk üniversitesinde ve bazı okullarda Çince dersleri verilmektedir.
Türkiye, Pekin’de bir Yunus Emre Türk Kültür Merkezi kurmuştur.
Pekin Üniversitesi, Pekin Dil ve Kültür Üniversitesi ve Şanghay Üniversitesi’nin araştırma merkezleri kurmasıyla ortak bir “Türkiye Araştırmaları Topluluğu” oluşturulmuştur.
Türk-Çin İlişkilerde Zorluklar ve Engeller
Yazara göre kaydedilen ilerlemeye rağmen, ilişkinin tam potansiyeline ulaşmasını engelleyen kritik zorluklar bulunuyor. Bunlar, işbirliğinin daha üst bir seviyeye taşınabilmesi için çözülmesi gereken temel meselelerdir.
Ekonomik Entegrasyon Hala Yetersiz
Ticaret Dengesizliği: İkili ticaret 2010 yılından bu yana 50 milyar dolar sınırını aşmakta zorlanmaktadır. Türkiye’nin Çin’e ihracatı ağırlıklı olarak ham maddelerdir. Türkiye’nin rekabet avantajı bu ilişkide tam olarak hayata geçirilememektedir.
Türkiye Ekonomisinde Görülen Dalgalanmalar: Türkiye, 2018’den bu yana ciddi ekonomik zorluklarla—yüksek enflasyon, yüksek dış borç, yüksek cari açık—sorunları ile karşı karşıyadır. Bazı Çinli araştırmalar Türkiye’nin bir “orta gelir tuzağına” düştüğüne inanmaktadır. Bu durum Çinli işletmeler ve daha geniş çaplı ekonomik yatırım ve ilişkinin istikrarı için ciddi bir risk teşkil etmektedir.
Terörle Mücadele Sorunu
Terörizm meselesi, ikili ilişkilerin daha da geliştirilmesinin önündeki en önemli engel olmaya devam etmektedir.
Çin için terörizm, doğrudan egemenliği ve toprak bütünlüğüyle bağlantılı bir ulusal güvenlik konusudur. Çin, bu konuda dış müdahalelere hoşgörü gösteremez.
Türkiye’nin Güvenlik Kaygıları: Türkiye; Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile mücadele etmekte ve Ukrayna, Suriye içinde ile Irak-İsrail çatışmalarının yayılma etkileriyle uğraşmakta olup bu durum istikrarsız bir güvenlik ortamına yol açmaktadır. Türkiye’nin Batılı ülkelerle olan ilişkileri de dalgalanmalar göstermiştir.
İki Ülke Arasında Güven Açığı: Erdoğan, Çin’in egemenliğini baltalayan faaliyetlere karşı olduğunu belirtip terörle mücadelede iş birliği sözü vermiş olsa da yazar, verilen bu sözlerin yerine getirilmesinin güveni pekiştirmek adına kritik olduğunu ima etmektedir. 2019 yılındaki Şincan-Uygur tartışması, bu konunun tüm ikili ilişkiyi ne kadar hızla istikrarsızlaştırabileceğinin açık bir göstergesidir. İki tarafın terörle mücadele iş birliğinde bir atılım gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği büyük bir sınav niteliğindedir.
Karşılıklı “Bilgi Açığı” Önemli Bir Sorun
Ankara Üniversitesi’ndeki Sinoloji (Çin Araştırmaları) bazı sonuçlar üretmiş olsa da yetersiz akademik kadro, öğrencilerin istihdam olanaklarının darlığı ile yetersiz sosyal ve kamusal destek nedeniyle sıkıntı yaşamaktadır. Bu durum Türkiye’nin Çin hakkındaki bilgisinde ciddi bir boşluğa yol açmaktadır. Türk ve Çinli akademisyenler Batı merkezli akademik paradigmalardan uzaklaşarak birbirlerinin ülkeleri hakkında yerel araştırmalar yapmaları teşvik edilmelidir. Çin hakkında doğru ve güncel bilgilerin Türk kamuoyuna daha erişilebilir ve kültürel açıdan yankı uyandıracak bir formatta sunulmasına acil ihtiyaç vardır.
Çin’de ise Geniş bir Türkiye Araştırmaları ekibi bulunmasına rağmen bu ekip de dil engelleri ve Batı akademik paradigmalarına bağımlılık yüzünden sekteye uğramakta ve bir “bilgi açığına” neden olmaktadır. Böylece doğru ve ilk elden bilgi eksikliği; Türkiye’de Çin’e yönelik tek taraflı veya yanlış algılara yol açmakta olup stratejik karşılıklı güven eksikliğinin başlıca nedenidir.
Neler Yapılabilir?
Yazar zorlukların üstesinden gelmek ve ilişkilerde var olan potansiyeli ortaya çıkarmak adına çok yönlü bir strateji öneriyor:
Ekonomik İş Birliğini Güçlendirmek Gerekiyor
Ekonomik sorunlar Türkiye için en acil sorundur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın AK Partisi’nin Mart 2024 yerel seçimlerinde ağır bir yenilgi almasıyla birlikte, AKP+MHP ittifakı 2028 genel seçimleri öncesinde iktidarını korumak için ekonomik iyileşme sağlaması şarttır. Çin ile ekonomik ilişkilerin bozulması hiç de mantıklı olmayacaktır.
Çin Türkiye’deki Dostlarını Çeşitlendirmelidir
Büyük şehirlerin belediyelerinin çoğunlukla muhalefetin kontrolünde olduğu siyasi tablo göz önüne alındığında Çin, Türkiye’de dostlarını çeşitlendirmeye çalışmalı ve merkezi hükümetin ötesine bakmalıdır. Mevcut kardeş şehirlerle temasları artırmak iyi olacaktır..
Anadolu’daki şehirlerle —Ankara, İzmir, Konya, Antalya– ile aktif iletişim kurulmalı. Bu strateji, iş birliğini daha üst bir düzeye taşımak ve Türkiye’nin geniş siyasi yelpazesinde Çin’in genel imajını güçlendirmek adına faydalıdır.
Uygun Askeri Temaslar Kurulabilir
Askeri iş birliği, Türk-Çin stratejik ortaklığının az gelişmiş fakat önemli bir boyutudur. Çin’in 2009 yılındaki “Anadolu Kartalı” tatbikatına katılımıyla oluşan örnek üzerine inşa edilecek askeri tatbikatların yeniden başlatılması; yeni güven biçimleri tesis edebilir ve stratejik ilişkinin derinliğini arttırabilir.
Çin-Türkiye stratejik iş birliğinin ortaklığı, stratejik açıdan kırılganlığını korumaktadır. “Bilgi açığı”, ekonomik dengesizlikler ve terörizm sorununun ilişkileri istikrarsızlaştırma potansiyelini her daim söz konusu olabilir. İki ülke 2026 yılında diplomatik ilişkilerin 55. yıl dönümüne doğru ilerlerken buradaki zorluk —ve fırsat— mevcut ivmeyi kalıcı ve dirençli bir ortaklığa dönüştürmekte yatmaktadır. Geleceğe giden yol yalnızca ekonomik ilişkilerden yararlanmayı değil; aynı zamanda hakiki bir karşılıklı güven inşa etmeyi, ilişki kanallarını çeşitlendirmeyi ve en önemlisi hassas olan terörizm konusunda ortak bir anlayışa ulaşmayı gerektirmektedir. İlişkilerin başarıya ulaşılması, hızla değişen küresel düzende her iki ulus için de büyük bir stratejik öneme sahip olacaktır.
