Brejnev’in 1969’da Çin’e Yönelik Tam Ölçekli Nükleer Saldırı Planı: Saldırının Önlenmesi

Aralık 2025
Derleyen: Eylül Deniz
Kamuoyuna açılan yeni devlet belgelerine göre Sovyetler Birliği’nin 1969 yılında Çin’e karşı olası bir nükleer saldırıyı ciddi şekilde düşündüğü ve planladığı tarihi kayıtlar ve gizliliği kaldırılmış belgelerle doğrulanmaktadır. Her ne kadar bu saldırı gerçekleşmemiş olsa da, özellikle 1969 yazı ve sonbaharında iki ülke nükleer bir çatışmanın eşiğine gelmiştir. Bu kritik dönemin ana hatlarını şöyledir: 1969 Mart ayında Çin-Sovyet sınırında (Zhenbao Adası / Damanski Adası) çıkan çatışmalar sonrası iki ülke arasında tansiyon doruk noktasına ulaştı.
Bkz. China Daily, GlobalSecurity.org
Sovyet Savunma Bakanı Andrey Greçko liderliğindeki bazı üst düzey komutanlar, Çin’in nükleer tesislerine (Lop Nur, Jiuquan) ve büyük şehirlerine yönelik “sınırlı” veya “hızlı” bir nükleer saldırıyı gündeme getirdi ve planladılar.
Çin Askeri Web Ağı, NY Times Gazete arşivleri
ABD;mso-tab-count:1′> Sovyetler, Ağustos 1969;mso-tab-count:1′> ABD Dışişleri Bakanlığı arşivleri
Saldırının Gerçekleşmeme Nedenleri:
1. ABD’nin nükleer saldırıya net muhalefeti: Bu, Sovyetlerin riski çok yüksek görmesine yol açtı.
2. Çin’in karşı misilleme kapasitesi: Çin’in konvansiyonel savaş gücü ve nükleer caydırıcılığının belirsizliği.
3. Barışçıl Diplomatik Girişimler: Eylül 1969’da Sovyet Başbakanı Kosıgin ile Çin Başbakanı Zhou Enlai’nin Pekin havaalanında gerçekleştirdiği kritik görüşme tansiyonu düşürdü.
Kaynaklar: China Daily, History Channel belgeleri
Krizin Derinlemesine Analizi
Bu kritik dönemi daha iyi anlamak için, olayları jeopolitik bağlamına oturtmak gereklidir:
Sovyet-Çin Geriliminin Kaynağı
1950’lerin sonlarından itibaren iki sosyalist ülke arasındaki ideolojik ve stratejik ittifak bozulmaya başladı. Sovyetler Birliği, 1960 yılında Çin’deki tüm mühendis uzmanlarını geri çekti tüm sanayi projelerini durdurdu ve iki ülke, Marksizm-Leninizm’in “doğru” yorumu konusunda sert bir propaganda savaşına girişti. Bu ideolojik ayrışma, 1969’a gelindiğinde silahlı çatışmaya dönüşen derin bir düşmanlık yaratmıştı.
1969 Sınır Çatışmaları (Zhenbao Adası Olayı)
Mart 1969’da, Ussuri Nehri üzerindeki Zhenbao Adası’nda (Damanski Adası) patlak veren kanlı çatışmalarda her iki taraf da ağır kayıplar verdi. Teknolojik olarak daha zayıf olan Çin ordusunun Sovyet ordusuna karşı başarılı direnişi, Moskova’da şok etkisi yarattı. Bu yenilginin yarattığı öfke ve “Çin tehdidini kökünden kazıma” düşüncesi, Kremlin’de nükleer seçeneğin masaya gelmesine neden oldu.
Sovyetlerin Nabız Yoklaması ve ABD’nin Yanıtı
Sovyetler, olası bir saldırının uluslararası sonuçlarını anlamak için en kritik adımı attı: ABD’ye danışmak. Ağustos 1969’da bir Sovyet yetkili, Washington’da bir ABD Dışişleri yetkilisine, “Çin’in nükleer tesislerine saldırırsak sizin tepkiniz ne olur?” diyerek doğrudan bir soru yöneltti.
Başkan Nixon ve danışmanı Henry Kissinger, bu soruyu büyük bir stratejik dikkatle değerlendirdi. Onlara göre, Çin’in yok edilmesi, küresel güç dengesini tamamen Sovyetler Birliği lehine bozacak ve ABD için kabul edilemez bir durum yaratacaktı. Bu nedenle ABD, Sovyetler’e bu plana kesinlikle karşı olduğunu net bir şekilde iletti. Ayrıca, Eylül 1969’da Washington Star gazetesinde “Sovyetler, Çin’i Sessize Almak İçin Nükleer Saldırıyı Teşvik Ediyor” başlıklı bir haberin sızdırılmasıyla plan kamuoyuna duyuruldu. Bu durum, sürpriz bir saldırı olasılığını tamamen ortadan kaldırdı.
Geri Adım ve Diplomasi
ABD’nin net tutumu ve uluslararası baskı, Sovyetleri daha temkinli olmaya itti. Vietnam lideri Ho Chi Minh’in Eylül 1969’daki cenaze töreni, bir diplomasi fırsatı yarattı. Sovyet Başbakanı Aleksey Kosıgin, bu vesileyle Pekin’e giderek Çin Başbakanı Zhou Enlai ile havaalanında kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Bu görüşme, tansiyonun düşürülmesi ve sınır müzakerelerinin yeniden başlatılması konusunda bir dönüm noktası oldu. Her ne kadar düşmanlık devam etse de, nükleer savaş tehlikesi bu görüşme sayesinde bertaraf edildi.
Sonuç olarak, Sovyetler Birliği’nin 1969’da Çin’e yönelik bir nükleer saldırıyı planladığı tarihi bir gerçektir. Ancak bu plan, ABD’nin kararlı muhalefeti, Çin’in caydırıcılığı ve son anda devreye giren diplomatik girişimler sayesinde hayata geçirilmemiştir.
