Çin Komünist Partisi özel sermaye sahibi girişimcileri nasıl sosyalizmi destekler bir konumda tutabiliyor?
Kasım 2025
Cem Kızılçeç

Düzgün TV’de Yayınlanan Odak Sosyalist Hareketi lideri ve Yayıncı Erdal Kudis ile yapılan söyleşiden bir parça.
Kanımca teorik araştırma yapmakla birlikte yine de pratikten yola çıkmamız lazım. Çin Komünist Partisi girişimcileri bu özel sermaye sahibi insanları nasıl gerçekten sosyalizmi destekler bir konumda tutabiliyor? Bunu nasıl sağlıyor?
Bu pratik sorulara odaklanmamız lazım. İlginç bir durum var. 45 yıl sonra bakıyoruz. Bu sermaye sahibi olan kesimler bir siyasi örgüt kurma hakları olmamasına rağmen, yani çeşitli açılardan kısıtlı olmalarına rağmen bakıyoruz bunlar %95 bir sosyalist hükümetin programını destekler bir konumda duruyorlar. Çok ciddi bir sorun da çıkarmadılar 45 yıl boyunca. Neden? Şunu unutmamak lazım bu kesimi 1980’lerde ÇKP yarattı. 24 yıl böyle bir kesim yoktu Çin’de.. Özel girişim yoktu.
Birincisi devlet otoritesi. Burada bir devlet var. Bu devlet işçilerin ve köylülerin kendi örgütlendikleri ve desteklediği partileri yoluyla yönettikleri bir devlet. Bu devlet dediğimiz şey bir otorite getiriyor. Bu otoritenin gücü var bu girişimci tabaka üzerine.
İkincisi; devlet iktidarı dışında, hukuk, ahlak, sanat, akademi, eğitim, kültür, medya yayıncılık ve diğer tüm ideolojik üstyapılar Marksizm önderliğinde sosyalist üstyapılar ve bu alanlarda çalışan kurumlar kamu sermayesi, diğer sosyalist olmayan 8 parti ve tüm halk kitle örgütleri sosyalizmi ve Komünist partiyi destekliyor dolayısıyla girişimci sınıf bu üstyapılar tarafından cendere altına alınmış durumda. Anayasa ve yasal düzen Komünist partisinin önderliğini ve sosyalist yolu güvence altına alıyor. Açıktan sosyalizme karşı çıkamazsınız ve sermaye sahiplerinin ideoloji ve siyasi alana girmeleri ve kendi özel çıkarlarını öne çıkaran siyasi partileri kurmaları yasaktır. Onlar sadece devletin izin verdiği sektörlerde ekonomik faaliyet yapabilirler. Mevcut 9 partiye katılabilirler. Dolayısıyla bunlar kapitalist ülkelerdeki gibi gerçek anlamda bir sınıf oluşturamazlar çünkü bunlar ideolojik-siyasi ve örgütsel olarak kendi bağımsız çıkarlarını savunamazlar, yasal ve açık yollarla sadece ekonomik faaliyet gösterebilirler.
Üçüncüsü: ÇKP’nin örgütsel gücü ve birleşik cephe politik pratiği: ÇKP bu temel olarak emeği ile geçinmeyen bu girişimci tabakayı çok deneyimli olduğu birleşik cephe çalışması ile ideolojik-siyasi ve örgütsel olarak sosyalizmin inşasını destekleyen bir güç konumunda tutacak çalışmalar yapıyor. Bunu üç yolla yapıyor, Birincisi bunları Sanayi ve Ticaret Odalarında örgütlüyor bu örgütler ÇKP önderliğinde çalışıyor. İkincisi, siyasi sistemdeki Halk Siyasi Danışma Meclisleri (beldelere kadar uzanan 4 kademeli Birleşik Cephe Meclisleri) üzerinden onları etki altında tutuyor. Üçüncüsü, onlarla partinin Birleşik Cephe departmanı üzerinden teke tek ilgileniyor ve etkiliyor.
Dördüncüsü, devlet sermayeli şirketlerin finans ve ekonomi gücü. Çin’deki bankacılık sektörü ve finans sektörü, borsa sektörü tamamen devlet mülkiyetinde. Yani kamu sermayesi. Şimdi diyoruz ki Çin’de iki tür sermaye var. Bir devlet sermayesi, bir de özel sermaye var. Bir de kırlardaki kolektif mülkiyet var. Kırlardaki bütün topraklar o yöredeki diyelim 30 tane köy, 20 tane köyün ortak kolektif mülkiyeti şeklinde. Kentlerde bu şirketlerin kullandığı tüm arazi ve binalar devlet mülkiyetinde sermaye sahipleri sadece kira gibi kullanım hakkına sahipler. Ekonomik ve finans alanında örgütleyici gücüyle sağlıyor. Bir, hükümet plan yapıyor. Ekonomik kalkınma planı yapıyor. O kalkınma planında belli öncelikli sektörler belirliyor ve o kalkınma planına siz bir özel sermayedar olarak uymak zorunda kalıyorsunuz. Çünkü burada bir sorun çıkarırsanız oradaki ekonomik kaynaklardan yararlanma imkanını kaybedersiniz. Finans kaynaklarına erişim imkanını kaybedersiniz.
İşte ÇKP pratikte bu dört yolla onları sosyalist yolu desteklemeye kazanıyor.
