Komünist Çizgideki İran Emek Partisi (Tufan)’nin, İran’a Yönelik Emperyalist-Siyonist Saldırı Hakkındaki Bildirisi
İran’a emperyalist askeri saldırıya karşı mücadele: İran’dan Elinizi Çekin!
28 Şubat 2026
Çeviren: Ferdi Bekir
Netanyahu liderliğinde İran’a yönelik başlatılan askeri saldırı ve vatanımızın altyapı tesislerinin bombalanması, dünya genelindeki barışsever, devrimci ve demokrat güçler arasında bir endişe ve nefret dalgası yaratmıştır. Elbette; vatansız kaçaklar, monarşi yanlısı paralı askerler ve hatta yüzlerine “komünist” “işçi” veya “solcu” maskesi takmış bir kesim, İran’a yönelik bu tehditleri ve askeri saldırıyı memnuniyetle karşılamakta; Amerika’nın insanlık dışı yaptırımlarını İran’daki “milli ve demokratik ya da toplumsal” bir devrim için “bulunulmaz bir fırsat” olarak görmektedirler. Böylece bu gerici yolla kendi Amerikancı tutumlarını haklı çıkarmaya çalışmaktadırlar.
İran’a askeri saldırı düzenlenmesi için arsızca çağrıda bulunan bu satılmış hainler, kendi ülkelerinin en temel haklarını bile tanımaz hale gelmişlerdir. Oysa bir ülkenin egemenlik haklarına sahip olması, o ülkenin mevcut ideolojisiyle ya da siyasi yönetimiyle ilgili bir durum değildir. (Yani baştaki yönetim kötü olsa bile, bu durum o ülkenin bombalanmasını haklı çıkarmaz.) Bu, demokratik bir meseledir ve “suçlu” veya “katil” olmanın, diğer ülkelerin sahip olduğu haklardan mahrum bırakılmak için bir bahane olamayacağı açıktır. Çeşitli maskelerle ortaya çıkan bu İranlı paralı asker grubu, sadece vatanımız İran’a karşı yürütülen saldırgan savaşa karşı çıkmamakla kalmıyor; sadece antidemokratik ve gerici değiller, aynı zamanda insanlık düşmanıdırlar ve gaddarca İran halkının yok edilmesini, İran’ın altyapısının tamamen çökertilmesini ve yıkılmasını istemektedirler.
Artık tüm dünya biliyor ki; sömürgeci savaş deneyimleri ve çeşitli ülkelere uygulanan yaptırımlar, bu savaşların asıl kurbanlarının o ülkelerin halkları olduğunu göstermiştir. Dünyanın hiçbir yerinde savaş ve yaptırımın bağrından devrimci ve demokratik hükümetler doğmamıştır. Tüm dünya halkları kendi gözleriyle görmüş ve akıllarıyla tartmıştır ki; ulusların haklarının açık bir ihlali olan, insanlığın kazanımlarını ayaklar altına alan, ülkelere yönelik saldırılar, bu bölgelerin insanları için sadece yoksulluk, sefalet ve felaket getirmiştir.
İran’dan Elinizi Çekin!
Bugün biz, küstahça Amerikan emperyalizminin İran’a askeri saldırısını isteyen İranlılar ve siyasi gruplarla karşı karşıyayız. Hiç çekinmeden onlara “paralı asker” denilmeli, İran halkına teşhir edilmeli ve neler yaptıkları gösterilmelidir. Mevcut temel sloganımız olan “İran’a karşı saldırgan savaşa karşı mücadelenin amacı, halkı seferber ederek kamuoyunda emperyalizm ve siyonizmin vahşetine karşı bir güç oluşturmak ve bu baskının etkisiyle İran’a karşı bir saldırgan savaşın patlak vermesini temelden engellemektir. İran’a emperyalist askeri saldırıya karşı mücadele ve “İran’dan Elinizi Çekin!” sloganı, böylesi bir emperyalist saldırgan savaşın gerçekleşmesinde caydırıcı bir rol oynayabilmeli ve dünyanın barbarlarına, savaş ateşini yakmanın kendileri için ağır bir bedeli olacağını anlatmalıdır.
Saldırgan bir savaş; İran’ın yok edilmesi ve emekçilerin maddi yaşam koşullarının tahrip edilmesiyle doğal olarak sınıf mücadelesinin sonlanmasına yol açar, işçilerin ve İran halkının sivil iç mücadelelerinin bugüne kadarki tüm kazanımlarını yok eder; bu durum ise İslamcı kapitalist cumhuriyet rejiminin güçlenmesiyle sonuçlanabilir.
İran’a saldırı, İran rejiminin devrilmesiyle eşanlamlı değildir; aksine, yüzbinlerce İranlının yok edilmesi, İran’ın parçalanması, madenlerin ve halkın kazanımlarının tahribi ve yoksulluk ile sefaletin başlaması anlamına gelir; bunu Irak, Afganistan, Yemen, Suriye ve Libya örneklerinde gördük.
Son zamanlarda savaşla ilgili, bazı sözde solcu örgütler tarafından yayınlanan utanç verici bildiriler ortaya çıkmıştır. Bu gruplar, ülkemizin tehdit altında olduğu bu saldırı koşullarında şöyle bir iddia ortaya atmışlardır: “İran rejimini devirmek, Amerikan emperyalizminin baskılarına verilecek en ezici yanıttır.” Oysa bu bir aldatmacadır. Bu kesimlerin korkaklığı şuradadır: Amerikan emperyalizminin İran’a saldırmasını içten içe istediklerini açıkça söyleyecek cesaretleri yoktur. Emperyalist saldırıya karşı hiçbir şey yapmadıkları gibi, aslında her türlü iş birliğine ve sabotaja da hazırlardır.
Hatalı Taktik Emperyalist Saldırgana Hizmet Etmektir
Bu kesimler, İran halkı arasında şu yalanı yayıyorlar: “Amerika’nın saldırısını durdurmanın yolu saldırganla savaşmak değil, aksine bu tehditlere en sert cevabı vermek için İslam Cumhuriyeti rejimini devirmektir!”
Bu söylem, açık bir ulusal ihanet propagandasıdır. Korkaklıkları ise şuradadır: Bu sözde devrimci söylemin, aslında Amerikan emperyalizmiyle işbirliği yapmak ve dış düşmanın savaş makinesine uşaklık etmek anlamına geldiğini itiraf edemiyorlar. “İşçi ve konseyci (şuracı) sol” maskesi takarak, güya rejimi devrimle yıkıp yerine “işçi devleti” kuracakları masalıyla bu ihaneti gizliyorlar.
Bu siyasi çevreler, Amerika’nın İran’a askeri saldırı koşullarında halkı aldatan laf kalabalıklarıyla; çatışmayı ve savaşı engellemek için değil, İslam Cumhuriyeti’ni devirmek için Amerikan emperyalizmi ve İsrail siyonizminin yanında mücadele etmekte ve Amerika’nın onayıyla “sosyalizm” kurmak istemektedirler. Doğaldır ki Amerikan emperyalizmi, zafer kazanması durumunda bu satılmış ve işbirlikçi gruplara dokunmayacaktır; fakat acaba onları kendi kuklaları olarak iktidara getirecek midir?
Gerçek şu ki, eğer bu güçler devrimci olsalardı; İran’ın altyapısını hava bombardımanlarıyla yıkan, kitle katliamları yapan ve on binlerce insanı öldüren Amerikan emperyalizminin saldırısına karşı çıkarlardı. Fakat mevcut “İslamcı kapitalist cumhuriyet” ile mücadele etmek, Amerikan ve İsrail canavarının tahakkümüne karşı mücadele etmekten çok daha “kolaydır.” Irak, Suriye ve Libya bu iddiamızı kanıtlayan açık örneklerdir. Ancak bu paralı askerler, kendi “sosyalizmlerini” Amerika’nın da destekleyeceğinden o kadar eminler ki; sanki işgal sırasında rejim yıkmak bir seçenekmiş gibi “İşçi sınıfı adına işçi konseyleri egemenliğini (şuraları) kurma peşindeyiz” yalanını pazarlıyorlar.
Görüyoruz ki; bizim gibi hem yurtsever hem enternasyonalist olan (başka türlüsü olamaz) biz İranlı komünistler, emperyalizmin, siyonizmin ve onların uşağı Rıza Pehlevi’nin “vatanseverliğine” karşı çıkmakta ve felaketle sonuçlanacak bir savaşı önlemeye çalışmaktadırlar. Ancak paralı askerler, kendi çıkarlarını gütmek için emperyalizm ve siyonizmin İran’a saldırısını “altın bir fırsat” ve “ilahi bir lütuf” olarak kullanma peşindedirler. Bu politikalarını, son iki yıl boyunca dünya genelinde Filistin halkıyla dayanışma ve emperyalist-siyonist savaş karşıtı tüm mücadelelerde yaptıkları sabotajlar ve ikiyüzlü propagandalarla ortaya koymuşlardır.
Defalarca söyledik ve tekrar etmekten yorulmuyoruz: Ya İran halkıyla birlikte saldırgan savaşa, yaptırımlara ve sefalete karşı duracağız; ya da emperyalizm ve Siyonizm ile birlikte İran’a saldıracak ve “altın fırsatı” kullanarak beşinci kol rolü üstleneceğiz. Başka bir alternatif yoktur. Partimizin taktiği ve politikası açıktır ve nettir:
İran’dan elinizi çekin!
İslam Cumhuriyeti kapitalist sisteminin devrilmesi ve her türlü siyasi değişim/dönüşüm, emperyalist-siyonist güçlerin değil, sadece İran halkının görevidir!

